VAKİTSİZ BİR TARTIŞMA (Dilleri birleştirme hakkında) -HACI MUİN- MAKALE TERCÜMESİ

 

Giriş: 19. yy. sonu ve 20 yy. başlarında İsmail Gaspıralı’nın  “dilde, fikirde,işte birlik” şiarınca bütün Türk dünyasında “Dilde Birlik” çalışmaları başlamış, özellikle Anadolu Türkçesi’ne yakınlaşma yönünde çalışmalar yapılmış, yazılar yazılmıştır. Bu konu hakkında pek çok makale ve yazı mevcuttur. Günümüzde bir çok devlete ayrılmış olan Türkler’in yazı dili meselesi halen tartışılmaktadır. Bu konuyu Hacı Muin farklı bir açıdan değerlendirmiştir. Aşağıdaki makale 1924 yılında yazılmış ve o tarihte dil birleştirme konusunda yapılan uygulamaları anlatmıştır.

 

VAKİTSİZ BİR TARTIŞMA (Dilleri birleştirme hakkında)

HACI MUİN

(1924)

Dilleri Birleştirme Hakkında:

Bir- iki aydan beri Zerefşan gazetesinde, dil birleştirme konusunu tartışılıyor. Bu eski meseleyi yeniden gündeme getiren kişi arkadaşım Nasırali oldu. Bu kişi tüm Türkler için ortak bir edebi dilin taraftarı olmasına rağmen, kendisi bu konuyla ilgili köklü bir çözüm bulamaz ve yol gösterici olamaz. Bu meseleye karşı olan arkadaşım Bektaş ise pek çok şiveye bölünmüş olan Türk dilini birleştirmenin mümkün olmadığını ispat edip bazı deliller getirmektedir.

Bence bu konu ne kadar önemliyse, o kadar da zordur. Kuru bir temenni veya birkaç makale ile bu müşkül mesele çözülemez. Bu mümkün olsa bile, bunu gerçekleştirmek için büyük bir güce ve zamana ihtiyaç vardır. Halbuki o güç ve zaman henüz bizde yoktur. Şimdi bizim önümüzde dil birleştirme meselesinden kat be kat mühim olan meseleler vardır ki bunların ilki eğitim ve halkı aydınlatma meselesidir.

İşte, bu önemli sorunu çözmek ve bunu yapmak için her türlü çabayı göstermek zorundaydık. Tabii ki, bu hususta da dil meselesi zor roller oynar. Madem ki eğitimin bir millet arasında dağılımı halkın ana dilinde olacaktır, bunun için Özbekçe’ye önem vermemiz gerekmektedir. Yani, Özbekçeyi Özbeklerin anlayacağı bir hale dönmemiz gerekmektedir. Bu ise tabii ki dil birleştirme meselesine ters bir durum oluşturur. Dolayısıyla, umum Türkler için ortak bir edebi dil oluşturma meselesini uyandırmak vakitsiz ve yararsız bir iştir.

Çünkü dünyadaki 70 milyon Türk için müşterek bir dili oluşturmak bence Türk şivelerinden birisini esas kabul edip orta bir hale getirmek ile olur ki bu dil avam dili değil havas dili olur. Çünkü orta Türkçe şivesiyle yazılan bir kitabı ilim sahibi ve aydın bir kişi okuyup anlar ancak okur-yazar avam sınıf yeterli derecede anlamazlar. Bunun için “dil birleştirme” meselesi hallolmuş olmaz.

Merhum İsmail (Gaspıralı) bey çıkardığı “Tercüman” gazetesinde dil birleştirme hususunda 25 yıl fikirlerini yaydı. Bu süre içinde Rusta Müslümanları arasında kendine taraftar da topladı. Ancak tecrübe neticesinde bu işin mümkün olamayacak derecede zor olduğu görülmeye başlandı.Tataristan’daki bazı “tevhid-i lisan”cılar kendilerinin makul gördükleri orta Türkçe şivesini bırakıp Tatarca yazmayamecbur oldular. Doğrusu kendi muhitleri halk dilinde yazmalarını mecbur kıldı.

Türkistan’da ilk “tevhid-i lisan” cı bildiğim kadarıyla merhum Behbudi idi. Behbudi Efendi, okul için çok sayıda risale (dilin birleştirilmesi için) orta şivede yazmaya çalıştı. Ayrıca, bu amacı eserlerinin mukaddimesinde de yazdı. Aynı zamanda Samarkand gazetesinde de bu amacı takip etti. Hatta “Ayna”mecmuasının ilk yılında da amacından vazgeçmedi. Bu doğrultuda Behbudi Efendi ile fikir alışverişi yapardık. Mümkün olduğunca halkın anlayacağı şekilde saf bir  Özbekçe ile yazı yazmamız gerektiğini söylerdik ama o hiç kabul etmezdi.

Behbudi Efendi: “Her şey terakki ettiği gibi dilin de yükselmesi lazımdır. Özbek dilinin yükselişi Türkçe (Anadolu Türkçesi) ye yakınlaşmasıyla olur. Biz Özbekçe’yi bu yolla yükseltsek Türkler de kendi dillerini mümkün olduğunca Farsça ve Arapça sözcükleri çıkarsalar bununla orta bir şive meydana çıkar ve dilleri birleştirme vücuda gelmiş olur.

Behbudi Efendi ömrünün sonuna kadar bu fikirden dönmemiş görünse de giderek saf Özbekçe ile yazmaya başladı. Bu husus “Ayna” dergisinin ikinci cildinde yazdığı makalelerde görülmektedir.

Ben bu sözlerimle dil birleştirme fikrine karşı olduğumu bildirmek istemiyorum. Ben de bu işin meydana gelmesini isterim fakat olması pekçok  şarta bağlı olan bu işin arkasından beyhude yürümenin şimdilik vakitsiz olduğunu söylerim. Bana kalsa dil birleştirme yerine şimdiki öz dilimiz olan Özbekçe’yi halkımızın kolayca anlayacağı derecede sadeleştirmemiz lazımdır. Özbekçe gramer ve nazariyat-ı edebiyat oluşturmak mükemmel lügatler yazmak ve bastırmak gereklidir.

Tatarların dil ve edebiyet uzmanlarından  dostum Zeki Velidi (Togan) ,”Bizim Yolumuz” gazetesinde dil hakkında güzel bir makae yazdı. Velidi dostum makalesinin bir yerinde dil birleştirme konusunda birkaç satır yazmış. Mevzumuza muvafık olduğu için onun sözlerinden alıntı yapmayı faydalı bulduk:

“ Bu günlerde Türk-Tatar halkları kadar medeniyette yaya kalmış halkların yanında dillerini birleştirmekten çok dili halka yakınlaştırmak, onu geniş ölçüde eğitim silahı yapmak daha önemlidir. Halk okumuş ve medeni olsa bunda kendine has edebi dil oluşturmak için sayısının çok fazla olmasına gerek yoktur. 5-6 milyon olan Hollandalılar dillerini Almancaya yakın olmasına bakmadan dillerini kendilerine has edebi bir dil olarak muhafaza ettiler. Leton, Gürcü ve Ermeni halklarının da kendilerine has zengin edebiyatları vardır.

Halkların kolay anlaşması ve geniş çaplı bir kültür alış verişi için elbette dillerin yakınlığı mühimdir. Ancak bunun için dilleri tamamen birleştirmek gerekli değildir. Yakınlıkları yeterlidir. Günümüzde Avrupa dillerinin özellikle de aynı dil ailesinden olanların (msl. Germen, Romen, Slav dilleri) birisini bilmekle ikincisini öğrenmek çok kolaydır.

İhtimal bir zaman gelince bir birine yakın diller büsbütün birleşirler. İhtimaldir ki dünyadaki bütün dillerin birleşmesi için yakın dillerin birleşmesi gereklidir. Ancak bu bugünün meselesi değildir. Bunu biz tekniğin gelişmesiyle, yakınlaşmanın hayale gelmeyecek kadar ilerlemesiyle ve bunu takiben de şimdiki sosyal münasebetlerin tarumar olmasıyla göreceğiz.

Velidi dostumun “Türk-Tatar Dillerinin Yazılışı” başlıklı bu önemli makalesinin baş kısımları gazetenin geçmiş sayılarında basılmış. Maalesef bunları göremedim. Dil ve edebiyat ile meşgul olan kişilerin bu makaleleri bulup okumalarını tavsiye ederim.

Zerefşan Gazetesi 7 Şubat 1924

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.