TÜRKİSTAN’DA RUSLARA KARŞI DİRENİŞTE “MOLLA ALİMKUL” ÖRNEĞİ

TÜRKİSTAN’DA RUSLARA KARŞI DİRENİŞTE:“MOLLA ALİMKUL” ÖRNEĞİ

*Zahitbek ISRAILOV  Uludağ Üniversitesi S.B.E. Doktora Öğrencisi)

 

Özet

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Ruslar Hokand Hanlığının topraklarını işgal etmeye başlamıştır. Özellikle hanlık için stratejik öneme sahip olan Taşkent ve Çimkent şehirlerinin işgaline karşı mücadele veren komutan Molla Alimkul’dur.  Bu makalede Hokand Hanlığı askerlerinin başında bulunan Alimkul’un hayatı ve Ruslara karşı mücadelesi hakkında bilgi verilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Türkistan, Hokand Hanlığı, Molla Alimkul, Taşkent, Rusya.

 

Abstract

In the second half of 19th century, the Russians began to occupy the territory of the Hokand Khanate. It is the commander Molla Alimkul who struggles against the occupation of Tashkent and Shymkent, which have strategic importance especially for the Khanate. In this article,  information is given about the life of Alimkul, who was at the lead of the soldiers of the Hokand Khanate, and his struggle against the Russians.

Keywords: Turkestan, Hokand Khanate, Molla Alimkul Tashkent, Russia.

 

Giriş

Hokand Hanlığı 1709-1876 seneleri arasında varlığını sürdürmüştür. Hokand Hanlığı kurulmadan önce bölgede hakim olan Buhara Hanlığını Aştarhanîler (Canoğulları) sülalesi idare ediyordu. Bu sülaleye mensup olan Ubeydullah Han (1702-1711) döneminde merkezi otoritenin sarsıntı geçirmesi sonucunda Hokand Hanlığı Buhara Hanlığ’ından ayrılarak bağımsız bir hanlık haline geldi.[1] Hanlığın kurucusu kabul edilen Şâhruh Biy (1709-1721) Hokand Hanlığı’nı 1709 tarihinde kurmuş ve 12 sene han olarak bu devleti idare etmiştir. Hokand Hanlığı’nın kurucusu Şâhruh Biy 1721’de Merginan’da vefat etmiş ve yerine büyük oğlu Abdürrahim Bek (1721-1733) geçmiştir. Abdürrahim Bek 1733’te vefat etmiş ve tahtını kardeşi Abdülkerim’e bırakmıştır. Abdülkerim Bek (1733-1747) 18 sene boyunca hanlık görevini sürdürmüştür. O, babası ve ağabeyinden emanet aldığı hanlığı geliştirmeye çalışmıştır.[2] Abdülkerim Bek 1748’de vefat etmiş ve ölümünden sonra Abdürrahim Bek’in büyük oğlu Abdurrahman saltanatı devralmış ve sadece 9 ay tahtta kalabilmiştir. Genç ve idarede tecrübesiz olması gerekçesiyle amcasının küçük oğlu İrdana tarafından tahttan indirilmiştir. Hanlığı dış tehditlerden bertaraf eden İrdana 1762’de vefat etmiştir. Erkek evladı olmadığından, kendisinden sonra tahta Şâhruh Biy’in torunu Süleyman geçmiştir (1763). Halkın desteği ile göreve gelen Süleyman, sert karakterli idare politikasını güttüğünden sadece 6 ay sonra tahttan indirilerek katledilmiştir.[3] Böylece hanlığın kuruluş devrinin sonu gelmiş oluyordu. Bundan sonra hanlığın gelişme dönemi için zemin oluşmuş ve Abdülkerim’in oğlu Narboto’nun tahta geçmesiyle Hokand Hanlığı altın çağını yaşamaya başlamıştır. Narboto (1764-1800) han olduktan sonra 36 senelik görevi sürecinde tüm isyanları bastırmış, devletin gelişmesine özen göstermiştir.[4] 1800’de Narboto Han’ın vefatının ardından, tahtını büyük oğlu Âlim Han devralmıştır. Âlim Han 12 sene görevde kalarak devletin iç ve dış politikasını sağlamlaştıran kararlar almıştır. Bu uğurda amcası Acıbek’i ve onun oğlu Ulukbek’i ve kendi kardeşi Rustambek’i saltanatın bekasını sarsabilir düşüncesi ile öldürtmüştür. Âlim Han siyasî idaredeki sertliği nedeniyle 1810’da kardeşi Ömer Han ve oğlu Şâhruh tarafından öldürülmüştür. Bunu takiben Ömer Han Hokand Hanlığı’nın tahtına oturmuştur. Ömer Han’ın (1810-1822) devri hanlığın her açıdan gelişme gösterdiği  en parlak dönemi olmuştur.[5] Ömer Han, hem dini ilimlerde hem de siyasette dönemin en basiretli âlimi olduğundan,  han seçildikten sonra ‘asrın uleması’ olarak nitelendirilmiştir.[6]

Ömer Han’ın vefat etmesinden sonra hanlık görevine oğlu Muhammed Ali (Madali) geçmiştir(1822) ve 1843’e kadar han olarak hüküm sürmüştür. Madali Han, kendi döneminin ilk on senesinde herkesin hakkını vermiş ve devletini topraklarını genişletmiştir fakat Madali Han ikinci on senesinde ise devlet için çalışan önemli insanları öldürtmesi, basiretsiz insanları makama getirmesiyle Hokand Hanlığının zayıflamasına neden olmuştur. Madali Han 1843’te Buhara Emiri tarafından öldürülmüştür. Bu dönemde Kazak bozkırlarından aşağı doğru ilerleyen Çarlık İmparatorluğu’nun işgal tehdidi gün geçtikçe daha önemini artırıyordu. Bu olumsuz gelişmelerin ardından Narboto Han’ın torunu Şîr Ali, 1848’de Hokand’da han ilan edilmiştir. Şîr Ali Han’ın birinci hanımından Abdurrahman, Sultan Murat, Hüdayar Han, ikinci hanımından da Sofubek ve Malla Han isminde çocukları olmuştur.[7] Şîr Ali Han kısa bir süre hükümdarlık yapmasına rağmen son bulma noktasına gelen Hokand Hanlığı’nı  yeniden tarih sahnesine taşımıştır.

Alim Han’ın hayatta kalan oğlu Murad Han ise bu dönemde Buhara’da hayatını sürdürmekte idi. Hanlığın zayıf düşmesinden sonra yeniden yapılanma sürecini fırsat bilen Murad Han, Buhara Emiri’nin yardımıyla Şîr Ali Han’ı öldürterek kendisini han ilan etmiştir. Murad Han kanlı yollara başvurarak elde ettiği bu tahtta sadece 10 gün kalabilmiştir. Daha sonra Musulmankul binbaşı onu öldürterek yerine Şîr Ali Han’ın oğlu Hüdayar Han’ı getirmiştir. Hüdayar Han tahta geçtiğinde sadece 14 yaşında olduğundan herhangi bir idarî tecrübesi yoktu. Musulmankul, Hudayar Han’ı  kızıyla evlendirmiş ve atalık unvanı almıştır. Sonra hanlıktaki âlim ve nüfuzlu  siyasetçileri öldürtmüş ve birçok makama kendi yakın akrabaları olan Kıpçakları getirmiştir. Bu duruma sinirlenen başta Kırgızlar olmak üzere ve diğer boyların katılımıyla gerçekleşen ayaklanmada , Musulmankul ve beraberindeki birçok Kıpçak öldürülmüştür. Hudayar Han, 1857’deki Pişpek, Evliyata isyanları ve üvey kardeşi Malla Han’ın taht mücadelesine girişmesi sonucu 1858’de Buhara’ya kaçmak zorunda kalmıştır. Sonuçta tahta geçen Malla Han (1858-1862) işgalci güçlere karşı Kırgız ve Kazakların yaşadığı bölgelere kaleler kurmuştur.[8] Fakat bu tedbirlere rağmen Çarlık Rusyası, Türkistan’ı işgal etmeye devam etmiştir.

 

Çarlık Rusya’nın Türkistanı İşgali

Altın Orda ve Timurluların yıkılışından sonra o bölgelerde Ruslar güç  sahibi olmaya başlamıştır. 1522’de Kazan Hanlığ’ını, 1556’da Astrahan Hanlığı’nı ve Sibirya Hanlığı’nı ele geçirip bu büyük toprakların zenginliklerine sahip olmuştur. Gittikçe güç kazanarak Türkistan topraklarını işgal etmek için harekete geçmiştir. Rusya, işgal gerekçesi olarak Kalmıkların sürekli Kazaklara saldırmalarını, Kazakların kendi kabileleri arasındaki anlaşmazlıkları, Hokand Hanlığı’nın göçebe Kazak ve Kırgızlar’dan ağır vergiler almasını gerekçe göstererek, günümüz Kazakistan topraklarında kalan bölgeleri ele geçirmeye başlamıştır.[9]

1860’lı yıllarda pamuk kaynağı olan Amerika’da pamuk üretimi azalmıştır. Bunu fırsat bilen Çarlık Rusyası pamuk ticaretindeki kontrolü eline almak için Amurderya ve Sırderya etrafındaki pamuk tarlalarına yönelmiştir.[10] Rusya, Türkistan’ı işgal ederken ileri sürdüğü gerekçelerin altında bereketli Türkistan topraklarını ele geçirme niyeti yatmaktaydı. Siyasi planı, askerî güce dayalı bir otorite kurmaktı.

1850’den sonra Hokand Hanlığı’nda yaşanan taht mücadeleleri, Buhara Hanlığı ile olan çatışmalar ve yerleşik halk ile göçebe halk arasındaki gerginlik, dış tehditleri gün geçtikçe arttırmaktaydı.[11] Bu durum Rusya için kaçırılmaması gereken bir fırsat olmuştu. Yersiz sebepler öne sürerek Hokand Hanlığı’nın topraklarında yayılmacılık politikası güden Ruslar, işgali aktif olarak başlatmış ve 1853’te Akmescid Kalesi’ni ele geçirmiştir. İlerleyen süreçte Ruslar kendilerine karşı bir kuvvet göremeyince Türkistan topraklarında ilerlemeye devam etmişlerdir. Rusların bu politikasına karşı onlarla iyi geçinme yoluna giden Malla Han, tüm çabalarına rağmen Rusların ilerleyişini durduramadı. İşgalleri haber alan Malla Han, Ruslara karşı mücadele etmek için Kanaatşah, Şadman Hoca ve Âlim Bey’i görevlendirdi. Fergana halkının da destek verdiği büyük bir orduyla Ruslara karşı mücadeleye girişildi ve başarı elde edildi. Ancak bir süre sonra Rus ilerleyişi devam etti. İktidarı süresince Rus istilası ve  Buhara Hanlığı ile uğraşmak zorunda kalan Malla Han 1862 senesinde düzenlenen bir suikast ile öldürüldü.[12] Bunun neticesinde Rusların baskısı daha da artmıştır. İşte bu dönemde Hokand Hanlığı komutanı Molla Alimkul mücadeleyi ele alacaktır.

Alimkul’un Hayatı

Alimkul 1833’de Hokand yakınındaki Buçum köyünde (bugünkü Kırgızistan’ın Batken vilayetindeki Buçum köyü) Kırgız-Kıpçak kökenli Hasan Biy ailesinde doğmuştur. Annesinin ismi Şaharbanu Bibi’dir. Babası ve annesini küçük yaşta kaybetmiş 2 yaşında amcası Molla Dost Ahund tarafından büyütülmüş ve eğitim almıştır.. Daha sonraki eğitimini doğduğu yerde almış ve ardından Korgantepe’ye göç ederek, Andican medreselerinde eğitimini tamamlamıştır. Daha sonra Hokand’a giderek Mahzum Hacı Reis, Domulla Ayaz Mahdum’ın elinden tahsil görmüştür. Molla ünvanını o dönemde almıştır. Tağoykul Dathah aracığıyla hanlık ordusunda askerlik yapmıştır. Alimkul 22 yaşında Hudayar Han’ın ağabeyi Malla Han’ın yanında yaver (korumaların başkanı) olarak görev almıştır. Malla Han döneminde Hokand’a asker olarak gelmesiyle ilk siyasi faaliyetine de yine Malla Han yanında başlamıştır. Çeşitli askeri hizmetlerden sonra emirü’l-ümera ve emir’i-leşker ünvanlarını kazanmıştır. O, dinü-millet davası gütmüş ve Kur’an kursları inşa ettirmiştir. Ruslara karşı yeni kaleler yaptırarak hanlığı tehlikelerden bertaraf etmeye çalışmıştır.[13]

Molla Alimkul, Hudayar Han’a muhalif olan bir komutandı. Yeteneği ve askerî becerileri sayesinde Malla Han’ın yanında yaverlik derecesine kadar yükselmiştir. Molla Alimkul, Malla Han’ın vefatına kadar onun yanında yer almış ve ona hizmet etmiştir. Malla Han’ın 1862 senesinde vefatından sonra tahta onun yeğeni Şah Murat geçmiştir ancak onun da hanlığı diğer pek çok han gibi fazla uzun sürmemiştir. Nitekim 1863 senesinde Buhara Emiri’nin desteğini arkasına alan Hudayar Han tekrar tahtı ele geçirmiş ve üçüncü defa Hokand Hanlığı postuna oturmuştur. O dönemde Margilan hâkimi olan Molla Alimkul da desteğini Hudayar Han’a vermiştir ancak daha sonra yönetim konusunda tecrübesiz olan ve Buhara’nın oyuncağı haline gelen Hudayar Han’a verdiği desteği kesmiştir. Kıpçak ve Kırgız beylerinin desteğini arkasına alan Alimkul, Hudayar’a karşı mücadeleye girişmiştir.[14] Bu gelişmelerden haberdar olan Buhara emiri, Hokand’a gelerek, Şah Murat’ı yeniden tahta çıkarmış, Alimkul’a ise iltifatlar edip, Hudayar’ı da yanına alarak Buhara’ya dönmüştür. Fakat Hudayar Han, Emir ile birlikte Buhara’ya gidince, Alimkul çok kısa bir süre sonra Şah Murat’ı tahttan alaşağı ederek yerine Malla Han’ın kardeşi Sarımsak’ın 12 yaşındaki (bazı kaynaklarda 16) oğlu Sultan Seyid Han’ı (1863-1865) tahta getirmiştir. Alimkul da onun naibi olarak devlet yönetimini fiilen ele geçirmiş ve ikinci kez “Emir-i leşker” olarak ilan edilmiştir.[15]

Sultan Seyid Han’ın sadece görünürde han olduğu bu dönemde iktidarda aslında Alimkul bulunuyordu. Sultan Seyid Han dönemi ise Rus saldırıları ve  işgalleri ile geçti. Seyit Han’ın (1863-1865) iki senelik hükümdarlık döneminde tüm devlet işlerini Alimkul Emir-i Leşker yürütmüştür. Yüksek makamlar Molla Alimkul’un istediği tarzda Kıpçak ve Kırgızlar arasında paylaşılmıştır. Sultan Seyit Han, Ming soyundan gelen ancak hiçbir yetkiye sahip olmayan bir kukla hükümdar olarak kalmış ve Alimkul Fergana komutanı ilan edilerek bütün gücü ele geçirmiştir. Sultan Seyit Han hükümetinin mingbaşısı olan Şadman Hoca, Molla Alimkul ile ittifak halinde hareket etmiştir. Fakat iktidarı paylaşmamak adına Alimkul onu Taşkent ve Türkistan vilayetlerine hâkim olarak tayin etmiştir. Sonradan Sultan Seyithan’ın talimatıyla Alimkul, Şadman Hoca’yı 1863 yılı eylülde katletmiş, mal ve mülküne el koymuş ve yerine Normuhammed’i Taşkent valisi olarak tayin etmiştir.[16]

Molla Alimkul Hokand’da iç huzuru sağlamak için at koştururken siyasi ve sosyal dağınıklığa çare bulamamış, beyleri ve komutanları bir araya getirememiştir. Nitekim devlette merkezileşmeyi sağlamak için sert bir siyaset uygulamış ancak bu kendine muhalif kitlelerin oluşmasına da sebep olmuştur. Molla Alimkul dış siyasette aktif rol oymaya çalışarak, Osmanlı Devletine, Çin’e, Hindistan’a ve Keşmir’e elçiler yollamış, bu devletlerle siyasi münasebet kurarak destek bulmaya çalışmış ve bu yolla Rus istilasına karşı önlem almayı düşünmüştür.[17]

Alimkul devlet yönetimi konusunda oldukça tecrübeli bir kişiydi. Etrafını saran bürokrasi ağını temizlemek için uğraşırken bir taraftan da Buhara ve Rusya’nın saldırgan tutumlarına karşı koymaya çalışıyordu. İçeride ise Kıpçak ve Kırgız beylerinin bitmek bilmeyen istekleri onu oyalıyordu. Hangi tarafa biraz ılımlı yaklaşsa diğer taraf isyan ediyordu. Bu durum devleti sarsıyordu. Öncelikle saray entrikalarıyla meşgul olmak dışında bir şey yapmayan şeyh ve mollaları idam ederek çevresini boşalttı. Daha sonra da nüfuzlu Kıpçak ve Kırgızları Rus cephesine sürerek onlardan kurtulma yoluna gitti.[18] Onun bu faaliyetleri, Hokand Hanlığı’nda güçlü bir idareci olması durumunda bazı yanlış uygulamaların değişebileceğini göstermekteydi. Böylece Molla Alimkul, istikrarını kaybeden devlet siyasetini dizginlemeye ve Rus istilasından Türkistan’ı korumaya çaba harcamıştır.

 

Alimkul’un Ruslarla Mücadelesi

1864 yılında Pişpek, Evliya Ata ve Türkistan’ın Rus Çarlığı tarafından istila edilmesi, bütün Hokand’lıları ayağa kaldırmıştı. Ruslar Hokand’dan sonraki en önemli ikinci şehir ve Türkistan’ın kalbi olan Taşkent’i ele geçirmek için hamle yapmaya hazırlanırken arada alınması gereken Çimkent şehri vardı. General Albay Çernyayev, 7 Temmuz 1864 yılında Çimkent’in üstüne yürüdü.[19] Rus ordusunun ilerlemesine karşı hanlık ahalisi tek yürek olmuştu. Taşkent, Çar istilasına karşı savaş merkezine dönüştü. Margilan’dan Yusuf Bek, Hocend’den Mirza Ahmed Koşbegi komutasındaki ordular ve Andican, Namangan, Oş gibi şehirlerden de askerî birlikler gelerek Hokand ordusunun komutanı Alimkul’un emri altında birleştiler. Rusların ihtiraslı generallerinden Çernyayev komutasında 15 bin kişilik bir kuvvet 4 Ekim 1864’de Alimkul tarafından müdafaa edilen Çimkent kalesine saldırdı. Bu saldırıda Rus ordusu Hokand kuvvetleri karşısında ilk başta mağlup oldular. Evliya Ata ve Türkistan şehirlerini tekrar ele geçirerek Rus ilerleyişinin durdurmayı amaçlayan Alimkul, Rus ordusunu Çimkent şehrinden 40 kilometre uzağa çekilmesini sağlamıştı. Bu çatışmalar esnasında Hokand’lılardan birçok askeri şehit olmuştur.[20] Bu sıkıntılı dönemde Çarlık Rusyası’nın Güney Kazakistan’ı işgaline karşı Kazaklarla Hokand halkı birleşmiştir. Rus ordusunun Taşkent’e saldırısını önlemek için Molla Alimkul  10.000 askerle Ruslara karşı İkan köyünde şiddetli bir savaşa girişmiştir. Bu savaşta 69 Rus askeri öldürülmüş ve Hokand tarafından ise binden fazla asker şehit olmuştur. Bu savaşla Rusya’nın işgal stratejisini önemli ölçüde etkilemedi ancak sömürgecilerin Kazakistan’ın güneyine gelmesini yavaşlatmış olması önemliydi.[21] Kırgız anlatmalarında bu olay şu şekilde geçmektedir.

Kâfirden geldi çok asker

Senden medet ummasam

Buna ne amel edeyim

Kâfir aldı şehrimi

Böylece aldı namusumu

Eziyete nasıl dayanayım

diye Alimkul feryat etmiştir.[22] Burada durumun ciddi olduğu yani Rusların sayı bakımından fazla olduğu anlaşılmaktadır. Alimkul’un bu yakarışında Ruslardan gelen musibetin çok ağır olduğu gözler önüne serilmektedir.

Hokand ordusu Ruslarla savaşta can çekişirken Buhara birliklerinin Hanlığın merkezi Hokand’a doğru saldırı yaptığı haberi gelmiştir. Bu haber üzerine Alimkul, ordusunun bir kısmıyla başkentin himayesi için yola çıkmıştır. Taşkent’te kalan Normuhammed Koşbegi 6 bin askeri ile 15 bin Rus askerine karşı şehri savunmak durumunda kalmıştır. Hokand ordusu Öratepe ve Hocend için Buhara askerleri ile savaşmak zorunda kalmıştır. Aynı anda iki cephede savaşan Hokand ordusu zorluk çekerken, bu fırsatı değerlendiren Ruslar 3 Eylül 1864 tarihinde Çimkent’e saldırmışlardır.[23] Bu saldırı 22 Eylül 1864 tarihine kadar sürmüş Çimkent işgal edilmiştir. Rus askerlerinden pek çoğu ölmüştür. Bununla beraber müslümanlardan da birçoğu hayatını kaybetmiştir. Müslümanların çoğunun tüfek yaralanması sonucu ölmüş olması bizlere Ruslara karşı neredeyse silahsız bir şekilde mücadele ettiklerini göstermektedir. Kırgız anlatımlarında Çimkent direnişini Alimkul şöyle ifade eder:

Ben bir nasihat vereyim

Kulak verin sözüme

Tatlı canlarınızdan vazgeçiniz

Kefen kaftan biçiniz

Mahşere çevirirsek alırız

Hepiniz attan ininiz

Hepsi indi atlarından

Koşuştular çalgı haykırışlarla

Tüfeğe tutup kâfirler

Erleri kırdılar

Kâfirin attığı mermiler

Erlerin değdi başına

Allah rahim etmedi

Gözden akan yaşına

Ölüler kaldı tepe olup

Canlılar döndü çadırına

Çadırda oturup Alimkul

Hesap etti ölenleri

Ölmeyip canlı gelenleri

Velâkin gözden geçirdi

Kurban olayım Allah’ım

Kâfire el uzatmana

Erler ağlayıp sızlıyor

Kederlenen erlere

Alimkul bir söz söylüyor

Müslümanlar korkmayın

Sizlerin güçlü dininiz var

Kedere kapılmayın Müslümanlar

Dert ortağımız Allah var

Bu sözlerle Alimkul askeri erkanı hem teselli etmiş, hem nasihat vermiştir.[24] Alimkul davul çaldırarak askerleri denetlemiş ve askerleriyle bir ay gece gündüz nöbet tutarak Ruslara geçit vermemeye çalışmıştır. Ruslar Taşkent’e yaklaşınca Çernyayev, Alimkul’a elçi göndererek, kendisine tâbi olmasını aksi taktirde saldıracağını bildirmiştir. Yine Kırgız anlatmalarına göre Alimkul elçiye şöyle demiştir:

Bizden selam Çernyayev’e

Hokand’dan gelen kişiyiz

Karşılaşırsak biter işimiz

Asice söz söylemek gereksiz

Seneler sonra göçeceğiz

Hak dinimden dönmem

Olurum tâbi diye söylemem

Ölsem canım cennette

Hak dinimi satmam

Ölsem, şehit olurum

Hak işine razı olurum

Savaşmayıp, korkup tabi olsam

Muhammed’in huzurunda

Ne cevap veririm

Elçiler, selam söyleyin

Çernyayev gibi hanınıza

İlgimi çekmiyor savaşmak

Arabalara yüklediğin malın uğruna

İnşallah bizi alamaz

Çernyayev dönsün yerine

diyerek Alimkul elçileri geri göndermiştir. Bunun üzerine Çernyayev çok öfkelenmiş, ordusunu hazırlayarak harekete geçmiştir.

27 Eylül 1864 senesinde Taşkent için saldırı hazırlayan Çernyayev, halkın  direnişi ile karşı karşıya kalmıştır. Tarihçi Muhammed Salih, o zaman herkesin elinden ne geliyorsa vatan müdafaası için gayret gösterdiğini beyan eder, Rus generali Çernyayev’in, Taşkent’e yaptığı saldırı Molla Âlimkul emrindeki Yakup Bek Badavlat önderliğindeki askerler tarafından püskürtülmüştür. Savunmacıların Çar ordusuna karşı gösterdiği metanet ve dirayet düşmanın 72’sinin helak olmasını sağlamıştı. Bu durum Çernyayev’i geri çekilmeye zorlamıştır. Aynı yılda Molla Âlimkul binden fazla askeriyle İkan Kalesi için savaştayken 27 Nisan 1865’te Çernyayev’in tekrar Taşkent’e hücum ettiği haberi gelir. Ruslar, Niyâzbek Kalesi’[ni işgal ederek, Taşkentli bir hainin önerisiyle şehri sulayan kaynak Kaykovus arığını tahrip etmiş ve Taşkent’e giden su yolunu Çirçik Nehri’ne akıtmışlardır. Neticede Taşkent kırk gün susuz bırakılmıştır. Buna karşın Taşkent halkı Molla Âlimkul etrafında birleşerek çetin bir mücadele vermiştir. Âlimkul’un askerleri sayıca fazla (otuz / kırk bin olduğu konusunda da bilgiler mevcuttur) olsa da askerî eğitim ve teşkilatlanmanın eksikliği, askerî teçhizatın yetersizliği Rus askerine karşı zaferi önleyen faktörler olmuştur. Çernyayev, Taşkent’e doğru harbî harekâtına güney taraftan başladı. Böylece Hokand ve Buhara’dan gelmesi muhtemel olan yardımları önlemiş oldu. İki taraf arasındaki ilk çarpışma 9 Mayıs 1865 yılında gerçekleşmiştir. Bazı yerel tarihçiler, Çimkent ve Taşkent savaşlarında Molla Âlimkul’la ihtilaf yaşayan Kırgız ve Kıpçaklara mensup bazı kabilelerin Molla Âlimkul’a yardıma gelmediklerini iddia etmişler ve ayrıca Hokand Han’ı Sultan Seyit Han adına özür mektubunu yollamışlardır. Sartlar, sonuna kadar Emir-i leşker yanında savaşmışlardır. Hokand ordusu bu zor durum karşısında Buhara’dan da yardım istediğine olumlu cevap alamamıştır. Âlimkul, Rus askerlerinin bu seferki saldırılarına da karşı gelerek, Çernyayev’i geri çekilmeye zorlamıştı ancak tehlikenin hala yakında olduğunun farkındaydı. Âlimkul’un savaş öncesi verdiği cesaret ve “vatan müdafaasının iman meselesi olduğu”nu anlattığı coşkulu hitabetleri Taşkent halkını yediden yetmişe meydanlara dökmüştür. Kadın, çocuk, genç, yaşlı, talebe, hoca, molla vs toplumun tüm bireylerinin malı ve canını ortaya koyarak seferber olmasını Muhammed Salih eserinde heyecanlı bir şeklide tasvir etmiştir.

9 Mayıs 1865’te sabah saatlerinde Rus askerleri Taşkent üzerine son defa ölümcül darbelerle saldırı düzenlemeye başlamış ve çatışma çok şiddetli olmuştur. [25]  Molla Alimkul bu çatışmada yaralanmıştır. Onu yaralı halde çadıra getirmişler, yaralı haldeki Molla Alimkul, Taşkent halkının şehir içine çekilmesini, askerlerin ise savaşmaya devam etmesini emretmiştir. Buna rağmen şehirliler cepheden çekilmeden savaşmaya devam etmişlerdir.[26] Molla Alimkul muharebe meydanından yaralı olarak şehre götürülürken, yol boyunca  “Taşkent’liler üzülmesinler, evlerine dönsünler” demiştir. Çok geçmeden Molla Alimkul şehit olmuş, son nefesine kadar ahaliyi Ruslara karşı  direnmeye teşvik etmiştir. Onun şehadeti askerleri çok sarsmıştır. Hokand’ın kudretli komutanı Molla Alimkul vefat ettiğinde otuz üç veya otuz dört yaşlarındaydı. Mezarı Taşkent şehrinin Şeyh Hovand Tahur mezarlığında bulunmaktadır.[27]

 

Şeyh Havend Tahur Türbesi ve Kabristanı (1860’lıYıllar)

 

Molla Alim Kul’un ölümü Kırgız anlatımlarında şöyle geçmektedir:

Alimkul gayret veriyor

Böyle yaparken

Koltuk kasına bir mermi gelip

Vınlayarak gelip vurur

Pirler eri sever

Başı dönüp gider atına

Kendine gelip bir şekilde biner

Bir mermi vurdu kahramanı

Kâfire bir çare yok

Komutanlara yaslanıp

 

Alimkul’un Vefatından Sonra

Alimkul’un 1865’te Taşkent muhasarası sırasında şehit olmasıyla Hokand Hanlığı’ndaki iktidar mücadelesi yeniden alevlenmiştir.[28] Alimkul’un ölümü sonrası vatanseverlerin cihat ve zafer umudu kırılmıştır ve ordu başıboş kalmıştır. Molla Alimkul’un vefatından sonra komutayı ulema zümresi devralmıştır. Rus generali General Çernyayev, Molla Âlimkul’un vefatından sonra şehrin teslim olmasını öngörerek ateşkes ilan etmiştir. Çaresizlik içinde de olsa Taşkent halkı Çernyayev’in 14 Haziran 1865 yılında tekrar başlattığı saldırıya karşı kendi başına mücadeleye devam etmiştir ancak 15 Haziran 1865’te teslim olmaya mecbur kalmıştır. Çernyayev, 17 Haziran 1865’te Petersburg’a Taşkent şehrini teslim aldığını içeren raporunu göndermiştir. Çernyayev, ahalinin kalabalık olduğu Şayhantahur, Beşyağaç gibi mevzilere topları yerleştirerek sulh antlaşması yapılmasını aksi takdirde şehri yakıp yıkacağını ilan ederek halkı tehdit etmiştir. General Çernyayev, Taşkent şehrinin önde gelenlerinden Hâkim Hoca kazıkelan , Abulkasım İşan, Domulla Salih Bekleri yanına davet ederek tüccarların ve harbîlerin de katılmış olduğu mecliste sulh antlaşması imzalamıştır. Bu anlaşmada, şehir halkı kendi dinini yaşayacağı, bütün meseleler şeriat kanunlarına göre değerlendirileceği, taşınılmaz mülklerin eski sahiplerine bırakılacağı ve kervanlardan alınan gümrük vergisi hariç tüm vergilerden ahalinin bir seneliğine muaf tutulacağına dair söz verilmiştir. Antlaşma üzerine Şayhantahur, Beşyağaç, Sebzar ve Kökçe dahalarının mühürleri basılmıştır. Taşkent istilasındaki Çernyayev’in gösterdiği başarı Petersburg’ta sevinçle karşılanmış olsa da bu hadise Çernyayev’in başına buyruk hareket etmesinin neticesiydi. Rus hükümetinin bazı tabakalarında itirazlar ortaya çıkmış, uluslararası basında tepkiler artmıştır. Durumu pekiştirmek için Çernyayev yaptığı işi aklamak maksadıyla Taşkentlilerin kendi rızasıyla Ruslara teslim olduğunu ifade eden sahte bir mektup hazırlatmıştır. Taşkent’in büyüklerine zorla bu dilekçeyi imzalatmıştır. Bu yazı Taşkentlilerin verdikleri mücadelenin hiçe sayılması olmuştur. Çernyayev’e karşı cesaret gösteren itiraz eden Taşkentli Damulla Salih Bek Ahund’un itirazi yazısı tarihî niteliktedir. Onun hapse atılmasına neden olan bu yazıda Akmescit’ten Gulca’ya kadar olan şehir ve kalelerin Taşkent’e ait olduğu, bu toprakların Rus askerleri tarafından savaşla ve yağmalanarak ele geçirildiği, kırk gün boyunca susuz ve aç bırakılan Taşkent ahalisinin Molla Âlimkul’un şehit olmasının ardından başsız kaldıkları, ahalinin son nefesine kadar savaştığı, açlık ve susuzluk karşısında ve her yerin yakılıp yıkılması neticesi son çare olarak sulha razı geldikleri konusu yer almıştır. Damulla Salih Bek Ahund ve onu destekleyenler de Sibirya’ya sürgüne gönderilmiştir. Rus hükümeti bu antlaşmayı Petersburg’a yollamış, uluslararası basını susturmak için her tarafa dağıtmıştır. Özellikle Türkiye’deki Rus elçiliği bu sahte antlaşmayı çoğaltarak İstanbul sokakları, pazar ve merkezî yerlere asmıştır.[29]

Hokand Hanlığı’nın Taşkent yenilgisinden sonra Buhara Emiri bu durumdan yararlanıp, Hokand’ı işgal etmiş ve Hudayar Han dördüncü kez Hokand Hanlığı tahtına geçmiştir. Fakat hutbeyi dahi Buhara Emiri’nin adına okutan Hudayar Han böylece ona biat ettiğini duyurmuştur.[30] Böylece Ruslar Taşkent’i almış ve resmen 1866’da Rusya’ya ilhak etmiştir. İlerleyen zamanda, 1867 yılında Türkistan Genel Valiliği kurulmuştur. Taşkent’in işgali Türkistan’ın diğer topraklarının da istila edilmesi için önemli bir adım teşkil etmiş, zamanla Buhara ve Hive ‘de Rus hakimiyetine geçmiştir.

 

SONUÇ

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Hokand Hanlığı’nın siyasi durumu iç çekişmelerden dolayı oldukça zayıflamıştır. Bu durumu fırsat olarak değerlendiren Ruslar Hokand Hanlığı’na karşı saldırıya geçmiştir. Nitekim Molla Alimkul askerleriyle beraber günlerce savaşmış ve stratejik bölgeleri savunmaya çalışmış ve birçok kayıplar vermiştir. Vatanseverliğiyle bilinen Molla Alimkul Ruslara karşı amansız mücadelesine rağmen kendisi de savaş sona ermeden yaralanarak vefat etmiştir. Böylesi bir mücadele döneminde Molla Alimkul’un şehit düşmesi Taşkent’in istilasını kaçınılmaz hale getirmiştir zira kısa süre sonra ordudaki birlik dağılmıştır. En sonunda Buhara ve Hive’den yardım talebinde bulunmuşlar ancak ne yazık ki buralardan da olumlu yanıt alamamışlardır. Böylece bu savaş Rusların lehine sonuçlanmıştır. Bu savaşın kaybedilmesinin sebebi olarak Molla Alimkul’un ölmesi, Hokand Hanlığı askerlerinin başıboş kalması ve Buhara Hanlığı’nın Hokand’ı yağmalamasını gösterebiliriz. Bütün bu sebeplerin yanında hanlığın askerî bakımdan zayıf olması ve silahların yetersizliği sayılabilir. Eğer bu sebepler olmasaydı belki de Molla Alimkul ve askerleri Rusların Türkistan işgalinin seyrinin değiştirebilecekti… Yine de bu mücadeleyle Ruslara Türkistan’ın kolaylıkla teslim alınamayacağı ve bu toprakların müdafaasız olmadığı  gösterilmiş oldu.

 

 KAYNAKÇA

Beysembiev, T. K. Tarihi Şahrûhi Kak İstoriçeskiy İstoçnik, Alma-Ata, 1987.

Hayit, Baymırza, Türkistan Devletleri Millî Mücadeleleri Tarihi, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1995.

——————-, Türkistan Rusya ile Çin Arasında, İstanbul, OtağYayınevi,1975.

İbret, İshakhon Töre, Tarihu Fergâna, Taşkent, Maanaviyat Yayınları, 2005.

İnan, Abdülkadir, Türkistan Milli Kahramanları, Azerbaycan Yurt Bilgisi, (1-36. Sayılar, Birleştirilmiş Tıpkı Basım), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2008.

Kamalova, Zebiniso, Hüdayar Han Döneminde Hokand Hanlığı(1845-1875), (Yayımlanmamış Doktora Tez), İstanbul Ün. SBE., İstanbul, 2019.

Kenensariev, T. The Kyrgyz and Kokand Khanate, Osh: The Osh State University, 2000.

Koç, Dinçer, Rus Elçilik Raporlarına Göre Hokad Hanlığı: XIX. Yüzyılın İlk Yarısı, İdeal Kültür Yayıncılık, İstanbul, 2015.

Magzunî, Ziyabidin (Maksım), Fergâna Handarının Tarıhı, Çev; Moldo Sabır Dosbolov- Omor Sooronov, Bişkek, Turar Basımevi, 2007.

Mahdum Hoci, Mirzo Olim, Tarihi Turkiston, Yayına Haz. Ş. Vahidov, R. Halikova, Taşkent, 2009.

Özaydın, Abdülkerîm, “Canoğulları”, DİA, c. 7, ss. 154-155, (1993).

Saray, Mehmet, Özbek Türkleri Tarihi, Nesil Yayınları, İstanbul, 1993.

Starr, Frederick Ferghana Valley; The Heart of Central Asia, New York, 2011.

Togan, Zeki Velidi, Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi, 2. Baskı, İstanbul: Ebderun Kitabevi, 1981.

Veselovsky, Alexander, Nikolayevich, Kırgız Anlatmalarında Rusların Türkistan Ülkesindeki Fetihler, çev: Ayhan Çelikbay, Ankara 2014.

Ziyaev, Hamid, Türkistan’da Rus Hâkimiyetine Karşı Mücadele, (çev. Ayhan Çelikbay), TTK Yay., Ankara, 2007.

Kamalova, Zebiniso, mamer.biz web sayfası, Makaleler, Devlet İçinde Devlet Şehir:Taşkent,21 Ocak 2020.

Dipnotlar:

[1] Abdülkerim Özaydın, “Canoğılları”, DİA, c. 7, s. 155.

[2] T. K. Beysembiev, Tarih-i Şahruhî Kak İstoriçeskiy İstoçnik, Alma-Ata, 1987, s. 159.

[3] Töre İbret, Tarihu Fergana, Taşkent, Maanaviyat Yayınları, 2005, s. 7-8.

[4] T. Kenensariev, The Kyrgyz and Kokand Khanate, Osh, The Osh State University, 2000, s. 20

[5] Magzunî, Ziyabidin (Maksım), Fergâna Handarının Tarıhı, Çev; Moldo Sabır Dosbolov, Omor Sooronov, Bişkek, Turar Basımevi, 2007. s. 50.

[6] Baymirza Hayit, Türkistan Rusya ile Çin Arasında,  Ankara, 1975, s. 35.

[7] Magzuni, s. 55-60.

[8] İbret, s. 17-18.

[9] Baymirza Hayit, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadeleleri Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yay. Ankara 1995, s. 25-42.

[10] Zeki Velidi Toğan, Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi, Enderun Kitabevi, İstanbul,1981, s. 228.

[11] Hayit, Türkistan Devletleri Millî Mücadeleleri Tarihi, s. 72-73.

[12] Hamid Ziyaev, Türkistan’da Rus Hâkimiyetine Karşı Mücadele, Çev., A. Çelikbay, TTK Yay., Ankara 2007, s. 81-90.

[13] Magzuni, s. 224-225; İbret, s. 21-25.

[14] Dinçer Koç, Rus Elçilik Raporlarına Göre Hokad Hanlığı: XIX. Yüzyılın İlk Yarısı, İdeal Kültür Yayıncılık, İstanbul, 2015, s. 21

[15] S. Frederick Starr, Ferghana Valley; The Heart of Central Asia, New York, 2011, s. 37.

[16] Mahdum Hoci, Mirzo Olim, Tarihi Turkiston, Yayına Haz. Ş. Vahidov, R. Halikova, Taşkent, 2009, s. 31-32.

[17] Zebiniso Kamalova, Hüdayar Han Döneminde Hokand Hanlığı (1845-1875), Yayımlanmamış Doktora Tez, İstanbul, 2019.  s. 172.

[18] Abdülkadir İnan, Türkistan Milli Kahramanları, Azerbaycan Yurt Bilgisi, (1-36. Sayılar, Birleştirilmiş Tıpkı Basım), TDK Yay., Ankara, 2008, s. 361-365.

[19] Mehmet Saray, Özbek Türkleri Tarihi, Nesil Yayınları, İstanbul, 1993, s. 21.

[20] Zebiniso Kamalova, s. 173.

[21] Hayıt, Türkistan Rusya ile Çin Arasında, s. 72.

[22] Alexander Nikolayevich Veselovsky, Kırgız Anlatmalarında Rusların Türkistan Ülkesindeki Fetihler, çev: Ayhan Çelikbay, Ankara 2014, s. 31.

[23] Dinçer Koç, Rus Elçilik Raporlarına Göre Hokand Hanlığı, s.40.

[24] Veselovsky, Kırgız Anlatmalarında Rusların Türkistan Ülkesindeki Fetihler, s. 35.

[25] Zebiniso Kamalova, Devlet İçinde Devllet Şehir: Taşkent , mamer.biz

[26] Veselovsky, Kırgız Anlatmalarında Rusların Türkistan Ülkesindeki Fetihler, s. 35-40.

[27] Zebiniso Kamalova, Hüdayar Han Döneminde Hokand Hanlığı (1845-1875), Yayımlanmamış Doktora Tez, İstanbul, 2019.  s. 177.

[28] Hayit, Türkistan Rusya İle Çin Arasında, s. 83.

[29] Zebiniso Kamalova, Devlet İçinde Devllet Şehir: Taşkent , mamer.biz

[30] Togan, s. 230.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.