ŞEYBANİLER DÖNEMİNDE YAZILAN TEVÂRÎH-İ GÜZÎDE NUSRET-NÂME ESERİ HAKKINDA BİR İNCELEME

ŞEYBANİLER DÖNEMİNDE YAZILAN TEVÂRÎH-İ GÜZÎDE NUSRET-NÂME ESERİ HAKKINDA BİR İNCELEME

Avazkhan Umarov (Ege Üniversitesi Türk Dili ve Lehçeleri Bölümü, Doktora öğrencisi)

fotoğraf: Minyatürde Cengiz Han oğullarına nasihat etmektedir. Onlara birer ok vererek oku kırmalarını söylüyor. Onlar da hemen kırıyorlar. Sonra dört oku birden veriyor. Ama onu kıramıyorlar… (OR3222 Londra nüshası : 43b/1)

Özet:

Timurlu Devletinin parçalanarak bölünmesinden sonra Muhammed Şeybani Han, Mâverâünnehir ve Harezm’i ele geçirerek, Şeybaniler devletini kurdu. Şeybani hükümdarları bir yandan devlet işleriyle uğraşırken öte yandan da başarılarının sonraki kuşaklar tarafından bilinmesi için yaptıklarının kaydedilmesini istemişlerdir. Dolayısıyla Şeybaniler Devletinin kurucusu Muhammed Şeybani Han emri ile hanedan niteliğinde ilk Türkçe tarihi eserler yazılmaya veya tercüme edilmeye başlamıştır. Bu çalışmada Türkçe yazılan ilk tarih yazıcılığı eserlerinden olan Tevârîh-i Güzîde Nusret-nâme eseri üzerinde duracağız.

Anahtar Kelimeler: Şeybaniler, Oguz Han, Özbekler, Çağatayca, Türkçe tarih yazıcılığı, Türk kavimleri, Yerel tarih yazıcılığı

ABSTRACT

After the disintegration of the Timurid State, Muhammed Shaybani Han took over Mavaraü’n-nehir and Kharezm and established the state of Shaybanid. While the Shaybani rulers were engaged in state affairs on the one hand, they wanted to record what they did to make their success known by the next generations. Therefore, the first Turkish historical works of dynasty began to be written with the order of Muhammed Shaybani Han. In this study, we will focus on Tevârîh-i Guzîde Nusret-name, which is one of the first works of historiography written in Turkish.

Keywords: Shaybanid, Oguz Han, Uzbeks, Chagatai, Turkish historiography, Turkish tribes, local historiography

***

Giriş

Çağatay edebiyatı 15. yüzyılın başlarından 20. Yüzyılın başlarına kadar yaklaşık olarak Osmanlı Devleti dışında kalan Asya’daki Doğu Türklüğünün yazı ve konuşma dilidir (Argunşah, 2018 : 15). Timurlular devrinde İslâm medeniyetinin tesiri altında oluşmuş, Hârezm Türkçesinin devamı mahiyetinde gelişen edebiyattır. Cengiz Han’ın ikinci oğlu Çağatay’a nisbetle kullanılan Çağatay edebiyatı tâbirinin sınırı, bu saha ile uğraşanlar tarafından farklı şekillerde anlaşılmaktadır. M. Fuad Köprülü Çağatay ismini en geniş manasıyla, Moğol istilâsından sonra Cengiz’in çocukları tarafından kurulan Çağatay, İlhanlı ve Altın Orda devletlerinin medenî merkezlerinde XIII-XV. yüzyıllarda inkişaf eden ve Timurlular devrinde zengin bir edebiyat meydana getiren Orta Asya edebî lehçesi şeklinde tarif eder. XV. yüzyılın ikinci yarısında Ali Şîr Nevâî ile klasik bir edebiyat ortaya koyan Çağatay Türkçesi, Babur zamanında ve Babur’dan sonra Hindistan’da uzun bir süre varlığını devam ettirmiştir.
Şeybani Hân, Mâverâünnehir ve Hârezm’i ele geçirerek, Şeybaniler devletini kurdu. Bu dönemde Türk dili ve edebiyatı, tarihi adına önemli eserler yazıldı. Hem şah hem de şair, Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biri olan Şeybani Han’ın önderlğinde yerel tarih yazıcılığı gün yüzünü görmeye başladı. Şeybaniler ve Astrahanîler devri Buhara Hanlığı’nın hükümdarları bir yandan devlet işleriyle uğraşırken, bir yandan da başarılarının sonraki kuşaklar tarafından bilinmesi için yaptıklarının kaydedilmesini istemişlerdir. Böylece hanlıkta tarih yazıcılığı daha ilk hükümdar olan Muhammed Han Şeybaniden itibaren önem kazanmış oldu. (Çelik, 2012: 95-119). Şeybaniler dönemi kaynakları arasında Muhammed Şeybani Han’ın siyasi karakterini ayrıntısı ile aktaran Şeybaninameler büyük bir öneme sahiptir. Bu dönemde Şibani-name adında bir çok eser yazılmış olsa da, onlar arasında siyasi ve kültürel yapısı en ayrıntılı olanı Muhammed Salih’in ve Kemaliddin Benai’nin Şeynani-nameleridir (Ütken, 201: 7). Bu listeyi içinde Şeybani Han ve dönemi hakkında çok değerli bilgiler barındıran, müellifi anonım Tevârîh-i Güzîde Nusret-nâme eseri ile de genişletebiliriz.

Tevarihi Güzide Nusret-name:

XVI yüzyılda ilk Türkçe tarih yazıcılığı eserlerinden biri olan ve Şeybaniler hanedanının kurucusu Şeybanî Han’a atfederek yazılan “Tevarihi Güzide Nusret-name” eseri hakkında duracağız (Bundan sonra TGN olarak yaılmıştır). Bu eser Çağataycada yazılan veya yazarın dediği gibi Türkî dilde yazılmış olan önemli edebi miraslarımızdan biridir. TGN eseri hanedan tarihi niteliğinde yazılan bir vakâyinâmedir. Eserin müellifi kesin olarak belli değildir. Ancak, genel düşünceler yazarın Şeybani Han’ın yakın mâiyetinden biri olduğu, belki de hanın bizzat kendisi olduğu yönündedir. P. Lerh bu eserin yazarını Sultan Valed olarak düşünmüş olsa da, fakat bu mümkün değildir. Sultan Valed (Ahmet Behauddin Valed) hepimize malum olan şair, düşünür Mevlevilik tarikatının önderi Mevlana Rumi’nin oğludur. Bu ismin eserin yazarı olması imkansızdır çünkü o 1226-1312 yıllarında, yani eser yazılmadan çok önce yaşamıştır (Akramov, 1967 : 14). Eseri 1967 yılında edisyon kritiğini yaparak neşreden A. M. Akramov’un ifadesine göre TGN Muhammed Salih tarafından yazılmış olabilir. Çünkü çalışmanın planı onun Şeybanî-namesi tarzındadır. (Akramov, 1967:18). Ayrica Muhammed Salih’in Şeybaniname’sinde ve Şeybani Han’ın divanında yer alan bazı şiirlerin bu eserde de görülmesi araştırmacıları düşündürmüştür. Tabi yukarıdaki görüşler bir ihtimaldir. Bu konuda kesin bilgi söylemek çok zordur.

TGN’nin Nüshaları:

TGN’nin nüshaları hakkında konuşacak olursak, eserin özgün iki nüshası vardır. Birincisi A nüshası, İngiltere’de British Museum’da N: OR 3222 numarasıyla kayıtlıdır. Charles Rieu tarafından 1888 yılında tavsif edilmiştir. İşbu yazımızda da Londra nüshasını esas olarak aldık ve ona göre yorumlar yaptık. Bu nüsha bize kadar ulaşan ve orijinale yakın bildiğimiz en eski nüshadır. Eser hicri 970, Miladi 1562/1563 yıllarında II. Abdullah Han’ın döneminde istihsah edilmiştir. Londra nüshasında küçük bir üçgen mühür mevcuttur. Araştırmacılara göre; eserin yazısı ve içeriği, o dönemlerde yazılan Şibanî-nāme ve Tarihi Ebulhayr Han eserlerine benzemektedir. Londra nüshası çok iyi düzenlenmiştir. Özellikle başlıkların, özel isimlerin koyu ve renkli yazılması eserin II. Abdullah Han’a sunulduğunu veya bizzat hanın talimatına göre yazıldığının kanıtıdır. Londra nüshasında on altı adet minyatür bulunmaktadır. Eser 149 yapraktan oluşmaktadır. Ta’lik yazısıyla yazılmıştır (Rieu, 1888: 276). Her bir sayfası 19 satırdan ibaret olsa da bazı sayfalar 17, 18 satırlıdır. Eserdeki bazı Arapça ayetler ve kelimelerin dışında yazıda herhangi bir hareke bulunmamaktadır. Elyazmanın 116a sayfası boştur. Bazı sayfalarda lekeler vardır ki bazı kelimelerin okunmasını zorlaştırır. Elyazmada bulunan 16 minyatürün renkleri bazen kendisinden sonra gelen sayfalarda leke oluşturmuştur ki, bu da okumayı zorlaştırmaktadır. Tüm bunlara rağmen, genel olarak bu nüshanın yazıları net ve okunaklıdır.
İkincisi B nüshası, St. Petersburg Rusya Bilimler Akademisi Doğu yazmalarında N: B 745 numarayla kayıtlıdır. Bu da 149 yapraktan ibarettir. Her sayfası 13 satırdan oluşan elyazmanın tavsifini Dimitrieva, Muginov ve Muratov yapmıştır. Londra nüshasında 16 adet minyatür olduğunu söylemiştik. St. Petersburg nüshasında herhangi bir minyatür yoktur.
Yukarıdaki esas olan iki nüshanın dışında, bu elyazmanın kısaltılmış yedi nüshası bilinmektedir. Onlardan dördü Taşkent nüshası, üçü ise St. Petersburg nüshalarıdır. Kısaltılmış özet nüshaların içinde en düzgün ve orijinale en yakını T1 nushadır. Bu nüsha Taşkent’te Abu Reyhan Biruni adlı Elyazmalar Enstitüsü’nde N:4347 numarayla kayıtlıdır. Formatı küçüktür. 10.5 x 17 sm. dir. Eserin cildi hafif yeşildir. Eserin başlığı Oğuz u Alan-koa u Şeybāni-name olarak yazılmıştır. Eser 99 yapraktan oluşmaktadır. Eserin müellifi olarak Allamurad Anarbay oğlı olarak yazılmış olsa da aslında bu hattatın ismidir.

Eserin İçeriği:

Eser besmele, Allah’a hamd ve Peygamber’e naatla başlar. Eserin bu kısmında Celaleddin Rumi ve oğlu Sultan Veled hakkında da yazılar vardır. Mevlana Rumi Moğolları insafa ve imana çağırmak amacı ile Hazreti Ömer’in müslüman oluşu hikayesini örnek olarak getirir. Eserin müellifi bununla Moğollara gönderme yapmıştır. Ondan sonra ise eserin ne amaçla yazıldığı belirtirilmiştir. TGN‘nin yazılış senesi ve sebebi eserde şöyle ifade edilir:
.”..taḳı Moġul baḫşıları Moġul ḫatı birle bitilgenlerni āsān bolmak üçün taḳı fārsî tili birle bitilgenlerni türkige evürüp tertib berildi, taḳı kitābġa Tevārìḫ-i güzìde Nuṣret Nāme at berildi, bu tevārîḫ hicret toḳuz yüz sekizde cemāziye’l- evvel ayı cemè ėtilip bitildi…(Londra nüshası 4a/5-4a/8)”
Yukarıdaki cümlelerden eserin adını ve yazıldığı tarihinin hicri 908 olduğunu öğrenmek mümkündür. Demek, bize kadar ulaşmayan orijinal eser 1502 yılında yazılmıştır. Elimizdeki Londra nüshasının istinsahı ise 1562 yılına tekabül ettiğini göstermektedir.
Eserdeki en önemli bölümlerden biri Destan-ı Oğuz Han başlığı ile adlandırılan bölümdür. Bu bölüm Reşidüddin’in Cami’ü’t Tevarih eserinden yer alan Oğuzname’in Türkçe tercümesidir. İslamiyet sonrası Türkçe yazılan en önemli Oğuzname sayılan bu eser diğer Oğuznamelere kaynak olacak niteliktedir. Altı yapraktan oluşan (5a-11a) Oğuz Han destanında Kun Han’ın, Ay Han, Yıldız Han, Gök Han, Tingiz Han ve İl Han’ın savaşları kısaca yorumlanır. Bu bilgilerden sonra Oğuz Hân’ın kavimleri hakkında bilgi verilir. O kavimler şunlardır: Uygur, Kongırat, Kıpçak Karluk, Kalaç, Kanglı. Bu bilgilerden sonra Oğuz Hān’ın oğullarının şerhi ele alınmıştır. Sırası ile Oğuz Türkleri, Moğol kabileleri, Cengiz Han ve onun soyundan gelenlerin tarihi, Emir Timur ve Ebu’l-Hayr Han dönemi ile Muhammed Şeybanî Han dönemi olayları, onun kardeşi Mahmud Sultan ve oğlu Timur Sultan ele alınmıştır. Eser aslında iki kısımdan mürekkeptir. Tevârih-i Güzide olan birinci kısmında Şeybanî Han’ın hükümdarlığının arka planı ele alınmış, Nusret-name olan ikinci kısım ise onun Deşt-i Kıpçak ve Harezm seferleri ile Türkistan’daki üstünlük mücadelesine ayrılmıştır. Yine de TGN eserini içinde bulunduran olaylara göre üç kısıma ayırabiliriz. Birincisi kısım (A nüsha 5a-35a, 39a-116a). Bu kısmlarda Cengiz Han ve onun ceddi, kabile uruğları hakkında bilgi verilir. Bunun dışında TGN’nin ilk kısmında Ceniz Han’ın soyu, Alan-ḳoa’dan başlayıp Muhammed Salih’a kadar ulaşıyor. İkinci kısmdan yer alan (A nüsha 35a-38b). Emir Temur ve Timurlular hakkındaki bilgiler de çok önemlidir. Bu bölüm Toktamış’ın Ak Orda’dan kaçıp Timur’a sığınmasından başlar. Sonra Timur’un Harezm’a saferi anlatılır. (Akramov, 1967 : 22-23). Üçüncü kısım (A nüsha 116-148) Şeybani Han ve onun tarihina adanmıştır. Eserin bu bölümü Şeybaniler ve Özbekler tarihi bakımından çok önemlidir.

Eserin Kaynakları hakkında:

Bu eser Türkistan coğrafyasında Türkçe kaleme alınan ilk tarih yazıcılığı örneklerinden biridir. Tevârih-i Gûzide- Nusretnâme bir dünya tarihi olarak dünyanın yaradılışından değil, Oğuz Han ve Cengizî soyundan başlatılmıştır. İlk bölüm ağırlıklı olarak Cengizî kaynaklardan yola çıkılarak, ikinci bölüm ise tarihi yazılacak kişi veya kişilerin yakın çevresindekilerin anlatıları çerçevesinde yazılmıştır. Bu Şeybani Han’ın Cengiz Hān tarihinin bir parçası olduğunu göstermek isteği biçiminde yorumlanabilir (Altıer, 2013 : 7-24). Eserin yazarı tarafından ister istemes daha önce yazılan Arapça, Farsça tarihi kaynaklara başvurulmuştur. Eserin başında yazar bu konuya değinerek güzel bilgileri vermiştir. Ona göre eserin ana kaynakları : Reşididdin’in Cami’ü’t Tevarih eseri ve Tarihi Cihanguşay, Mirza Ulugbey’in kaleme aldığı Dört ulus tarihi gibi Oguz kağan, Mogol ve Türkistan tarihi ile ilgili önemli eserlerdir. Bu bilgiler Londra nushasında şöyle gelir: …ol sebebdin bu faḳîr-i ḥakîr żaʻîfu’n- naḥîfu’l-rācîġa fermān boldı kim , Tevārîḫ-i Cihānguşā-yı Meŋü Ḫan ibn Tuluy Ḫan ve Tevarîḫ-i Güzîde-yi İslām şah Ḳazan Ḫannıŋ ḳızı ve taḳı munteḫab-i Cāmi ̔ ü Tevārîḫ-i şāhî kim Uluġbėg Mîrzānıŋ atıġa bitilgen taḳı Moġul baḫşıları Moġul ḫatı birle bitilgenlerni āsān bolmaḳ üçün taḳı fārsî tili birle bitilgenlerni türkîge evürüp…(Londra nüshası 4a/2-4a/6). Müellifin de dediği gibi TGN eseri döneminin en önemli tarihi kaynaklarından ilham almıştır ve onlardan tercümeler yapılmıştır.

Eser Hakkında yapılan çalışmalar:

TGN eseri hakkında en kapsamlı işi yapan araştırmacı bu çok önemli Özbek alimi Anvarcan Akramovdur. Alim 1967 yılında Taşkent’te yayınladığı Tavarih-i Guzida -Nusrat-name issledovaniya kritiçeskiy tekst, annotirovannoe oglavlenie i tablisa svodnıh oglavleniy adlı çalışmasında Londra ve St. Petersburg nüshalarını karşılaştırmış ve Londra nüshasının eksik, nemden silinmiş yerlerini yeniden oluşturmuştur. (Qayumov, 2010 : 102) Ayrıca, Akramov yukarıda zikr edilen eserin yedi kısaltılmış nüshalarıdan da yararlanarak metnin eksik yerlerini tamamlamıştır. Eserin St. Petersburg nüshası üzerinde Kzakistan’da Ibragimov, S. K., Mingulov, N. N. gibi alimler Materiali po Istorii Kazahskih Hanstv XV-XVIII Vekov adlı güzel bir çalışma yapmışlar. Petersburg nüshası üzerinden özet ve Rus dilinde tercüme metinlerini vermişler. Türkiye’de TGN eserinin St. Petersburg nüshası Prof. Dr. Münevver Tekcan danışmanlığında (Ahmet Karataş (48a-94b aralığı, 2018) Sümeyra Alan (95a-149a kısmları, 2017) iki yüksek lisans tezi yapıldı.

Sonuç:

Tevârîh-i Güzîde Nusret-name hem dil bakımından hem de tarihnevislik bakımından çok önemli bir eserdir. Eser Türkistan’da ve Asya’daki İslam’dan önceki ve sonraki dönem tarihî olayları, özellikle de Şeybaniler dönemi tarihi bakımından öğrenilmesi gereken ehemmiyetli eserdir. Eser Türkçe tarih yazıcılığının önemli örneklerinden olması ve İslamiyet dönemi Türkçe yazılan Oğuznameler bakımından oldukça kıymetlidir. Özellikle eserde kullanılan on altı adet minyatür sanat tarihi bakımından çok kıymetlidir. Elyazmada kullanılan ünvanlar ve üç binden fazla kişi adlarının öğrenilmesi Adbilimi acısından da yararlı olacağını düşünmekteyiz. Bugüne kadar eserin çeviri yazısı hakkında kapsamlı çalışma yapılmamıştır. Aynı anda tez konumuz olan eserin çeviri yazısını ortaya koyup, dil özelliklerini inceledikten sonra sözlük, dizinini oluşturmak alana katkı sağlayacaktır. Çalışmamızın literatürdeki bir boşluğu dolduracağı düşüncesindeyiz.

Kaynakça:

AKRAMOV, A. M. (1967), Tavarih-i Guzida -Nusat-nama, issledovaniya kritiçeskiy tekst, annotirovannoe oglavlenie i tablisa svodnıh oglavleniy, “Fan”, Taşkent.
ALTIER, S. (2013), Semerkand Serayı’ndan Tarihe Bir Bakış: Mes’ud Bin Usman Kuhistanî’nin Tarih-i Ebu’l Hayr Han’ındaki Minyatürler, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sayı.18.s 7-24.
ARGUNŞAH, Mustafa. (2018), Çağatay Türkçesi, Kesit Yayınları, İstanbul.
ÇELİK, M. Bilal. (2012), Şeybāniler ve Astrahaniler Devri Yerli Vakayinameleri, History Studies: İnternational Journal of History, sy,4/2, Temmuz.
QAYUMOV, Aziz. (2010), XVI asr O’zbek adabiyoti chimyonlik shoir Huvaydo, Asarlar, “Mumtoz So’z”, Toshkent.
RİEU, Charles. (1888), Catalogue of the Turkish Manuscripts in the British Museum. London.
ÜTKEN, Selim Serkan. (2018), Buhara Hanlığı’nın Askeri Teşkilatı (1500-1868) TTK, Ankara.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.