Mevlâna Yakub-i Çerhî ve “Tefsîr-i Çerhî”

Mevlâna Yakub-i Çerhî ve “Tefsîr-i Çerhî” Tasavvufî Tefsirinin Kaynakları
Gulnoza Saidova (İstanbul Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Eski Türk Dili Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi)

 

Özet

Çalışmada, Mevlâna Yakub Çerhî’ye ait olan ‘Tefsir-i Çerhî’ adlı tefsir ele alınmış, Yakub-i Çerhî hayatına ait bilgiler sunuluş, kaleme aldığı eserler sıralanmış ve tefsirin kaynaklarını oluşturan eserler detaylı olarak incelenmiştir. Ayrıca, söz konusu eserin XVI.yüzyılda Hamedanî Hoca tarafından Orta Asya Türkçesine yapılan tercümesi de çalışma kapsamına dahil edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Yakub-i Çerhî, tasavvufî tefsir, Tercüme-i Tefsir-i Çerhî, tefsir kaynakları.

ABSTRACT

It is told in the present article about Turkic translations of the Sufi tafsir, written by a famous representative of Naqshbandiya the Sufi order Yakub Charhi (1363-1447). There given information about life and the creative work of a conspicuous tariqat figure of Nakshbandi Yakub Charhi and features of the unique manuscript №7180, kept which is kept in the fund of manuscripts of Oriental Studies Institute of the name of Biruni and sources of Tefsir.

Kee words: Yakub Charhi, sufi tefsir, Tercume-i Tefsir-i  Charhi, sources of Tefsir.

 

Giriş

Bilindiği üzere, ayetlerin zahirî manalarının yanında bâtıni manalarının da bulunduğuna ve bunlar üzerinde düşünmek gerektiğine işaret eden tefsirler – tasavvufî tefsir ya da işari tefsir adını taşımaktadır. Bu tarz tefsirlerde Kur’an’dan çıkarılan bâtıni ve işârî mânaların lafzî ve zâhirî anlamla çelişmemesi gerektiği söz konusudur. Tasavvuf ehilleri, Kur’ân-ı Kerîme nispeten bu tur yorumun caiz olduğuna Kur’ân-ı Kerîm’de tefekkür, tedebbür, tezekkür ve tertîl ile okumayı öğütleyen ayetler ve hadisleri delil gösterirler. Nakşibendiyye tarikatının önemli temsilcilerinden biri olan Mevlâna Yakub-i Çerhî’yin “Tefsîr-i Çerhî” adlı tefsiri tasavvufi tefsirler arasında yer almaktadır.

 

***

Nakşibendiyye tarikatının önemli temsilcilerinden biri olan Yakup bin Osman bin Muhammed el-Gaznevî el-Çerhî es-Serverî[1] (es-Serrezî[2], et-Tebriz[3]) yaklaşık olarak 1363 yılında Gazne (Bugünkü Afganistan sınırları içinde kalıyor) şehri yakınındaki Çerh köyünde doğmuştur. Zahîrüddîn Muhammed Bâbür “Babürnâme”de onun Çerh’ten olduğunu belirtip, Çerh hakkında ayrıntılı bilgi sunmuştur[4]. İlk eğitimini Çerh’te, daha sonra da Gazne’de aldı ve 782/1380-81 tarihinde Buhara’ya gelerek ünlü sufî Seyfeddin Baharzî türbesi yanındaki hücreye yerleşti. Herat’tan Buhara’ya geliş tarihini bizzat Mevlâna Çerhî, tefsirinde kaydetmiştir[5]. Çerhî, Buhara medreselerinde eğitim görür ve Bahaeddin Nakşibend’le (1318–1389) görüşür ve onu müridi olur. Bu olaylar ile ilgili detaylı bilgiye Çerhî’nin “Risale-i Ünsiye” ve Ali Şîr Nevâî’nin “Nesayim’ül Mahabbe” eserinde rastlanmaktadır. Bahaeddin Nakşibend ona zikir kurallarını öğretir. Bir süre sonra onu öğrencisi ve damadı olan Alâeddin Attar’ın (ö. 1400) huzuruna yollayarak Çerhî’yin manevî kemaliyle ilgilenmesini ister. Raşahat’a göre, Yakub Çerhî gençken Herat ve Mısır ülkelerinde geleneksel bilimleri öğrenmekle birlikte tasavvuf bilginleriyle sohbetler kurarak tasavvuf sırlarını öğrenmiştir. Bahaeddin Nakşibend’in vefatından sonra Çerhî, Badahşan’da yaşar. Hocası Alâeddin Attar ise Çağaniyan’a gider. Belli süre sonra da Çerhî’yi Çağaniyan’a davet eder: “Hazret’in (Bahaeddin) vasiyetleri şundağ erdi-kim, hamrâh bolsak hala maslahat ne turur?»[6]. Çerhî, hocasının davetine uyarak Çağaniyan’a gelir: “Ve men alar hidmetiğa kelib, ta alar hayatda erdiler, alar hidmetide boldum”[7]. Hocası Alâeddin Attar’ın vefatından üç gün sonra Halgatu köyüne (günümüzde Tacikistan başkenti Duşanbe yakınındaki köy) gidip ömrünün sonuna kadar orada yaşar. Yaklaşık olarak 1439 ya da 1447 yılında vefat eder.[8] Günümüzde Tacikistan sınırları içinde yer alan türbesi ziyaret yerine dönüştürülmüştür. Özbekistan’ın Buhara ili Karakol semti Yengibazar Kurgani yakınındaki Kappaki köyünde Mevlâna Yakub Çerhî’nin makamı var. Onun oturduğu kulübe (Özbekçe chayla-kappa) anısına bu köye “Kappaki” adı verilmiştir.

Mevlâna Yakub-i Çerhî’nin aile durumuna ilişkin bazı kısıtlı bilgilere onun eserleri üzerinden ulaşmak mümkün olabilmektedir. Tefsirinde, ayetler tefsiri beyanında, babası ve oğlunu kaleme alıyor, babasından öğüt ve şiirler getiriyor. Bu tespitlerden, babasının da kendi döneminde aydın kesimden olduğu anlaşılmaktadır. Örnek vermemiz gerekirse, Çerhî şöyle der:

Aziz atamızdan bu rubaiynı işitip tururmen:

Lutfungdin ozge bu yolnı kim başlağusu,

Kim bendeni Sendin özge qoldaşlagusı.

Ger taatimiz birle bu alem tolsa,

Fazling meni ger koldamasa taşlagusı[9].

Meâric Suresi 5.ayetini (“Şimdi sen güzelce sabret”) yorumlarken “sabrın – kısmete razı olmak ve şikâyet etmemek” (الرضا بالقضاء بلا شكوى) olduğunu vurgular ve kendi yaşamından bir örnek getirir: Güzel yüzlü ve güzel ahlaklı 17 yaşında bir oğlum vardı, o vefat ettiğinde kabri üstünde aklıma bu beyit geldi:

İkki kıble birle tevhidin yoluğa tuşmagıl,

Ya rizay-i nefs iste ya Huda’nın hastın.

(İki kıble ile tevhit yoluna koyulmayasın, ya kendi nefsin rızası isteğinde bulunasın ya da Allah’ın has kulu olmayı isteyesin). Bu beyti oğlunun kendi mübarek eli ile bir kitabin arkasına yazdığını ve çoğu zaman onu mütalaa ettiğini belirtir. “Risâle der ilm-i Ferâiz” adlı eseri mukaddimesinde, söz konusu risaleyi oğlu Mecduddin Muhammed’e adamış olduğunu kaydetmiştir.

Mevlâna Çerhî, tasavvuf, fıkıh, Kur’an-ı Kerim tefsiri ve diğer konularda onu aşkın eserler vermiştir. Bunlar: “Risale-i Kudsiye”, “Risale-i Abdâliye”, “Şerh-i Asmaillah”, “Risale-i Ünsiye”, “Tefsîr-i Çerhî”, “Kitab e-Farâiz”, “Risale der Menâkıb ve Akâid”[10], “Silsile-i Nakşibend”, “Risale der Siyret-i Müstevfiyye ve Tarika-i Mustekiyme”[11] eserleridir. Çerhî’yin “Neynâme adlı eseri de vardır. Bu eser Celalettin Rumî mesnevîlerinin şerhidir. Eser, 1973 yılında Kabul şehrinde H.Halilî tarafından neşredilmiştir.[12] Bu eserler arasında daha yaygın olanları Risale-i Ünsiye ve Tefsîr-i Çerhî’dir. Nakşibend tarikatı üzerine gerçekleştirilen tefsirler arasında en önemli olanları, tarikatın gelişmesinde önemli yer tutan Yakub-i Çerhî’ye ait Kuran-ı Kerim’in Fatiha suresi dahil, 29-30. cüzlerinin Farsça tefsiri, toplam 49 tane sure tefsiri[13], Hoca Muhammed Parsa’nın (1348–1420) Kuran-ı Kerim’in son cüzündeki 97-104.surelerin Arapça ve Farsça tefsiri[14], Abdurrahman Camî’nin (1414–1492) Kaf suresinden itibaren Kuran-ı Kerim’in sonuna kadar Arapça tefsiri[15], Hüseyin Vaiz Kâşifî’nin (1440–1504) Kuran-ı Kerim’in Farsça tam tefsiridir.

Özbekistan Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü Yazmalar Fonunda Tefsîr-i Çerhî’nin 27 tane yazma nüshası ve çok sayıda taş baskısı tespit edilmiştir[16]. Çoğu XVI-XVII yüzyıllarda istinsah edilmiş eski nüshalardır. Fars Edebiyatı üzerinde araştırma yapan Ch. Storey (1888-1967) tefsirin dünya yazma fonlarındaki nüshaları hakkında bilgi vermiştir[17]. Tefsîr-i Çerhî eseri Nakşibend tarikatının geleneklerini nazım şeklinde bildirmiş, İslam dünyasında itibar kazanmış bir tefsirdir. Bu yüzden da tefsir Farsça bilmeyen Türkler arasında da meşhur olmuştur. Bunun belirgin göstergesi, eser XVI. yüzyılda Hamedanî Hoca tarafından hem devlet erbabı hem tarikat piri Padişah Hoca ricası üzerine Orta Asya Türkçesine ustalıkla çevirmiştir. Başka bir Türkçe tercümesi XVII-XVIII. yüzyıllarda Molla Küçük lakaplı Mir Muhammed Fâzıl Taşkendî tarafından yapılmıştır. Günümüzde Mir Muhammed Fazıl Taşkendî’ye ait Tefsîr-i Çerhî tercümesinin üç tane yazma nüshası hakkında bilgi vardır. Bunlardan biri, Fransa’nın Merkezî Asya’yı Araştırma Enstitüsü’nün (IFEAC) kütüphanesinde №137 numara altında kayıtlıdır[18]. Yazmanın XVIII–XIX.yüzyıllarda yazıldığı tahmin edilebilir. Eserin ikinci nüshasının[19] ketebe kaydında hattat, eseri hicrî 1254 (mil. 1838) Sefer ayının 14’üncüsünde, köpek yılında istinsah ettiğini kaydetmiştir. Eserin diğer bir yazması hakkında Abdullah Nasirov’un notlarında bilgi sunulmuştur. Yazma eser, 286 yapraktır, Margilan’da edebiyatçı, kapakçı Ahmedcan Muhammed Babaoğlu’nun elinde 1948 yılına kadar korunmuş, daha sonra da kaybolmuştur[20].

Tefsîr-i Çerhî’nin diğer bir Türkçe tercümesi de (Osmanlı Türkçesi) Nasih el-Bağdadî adıyla tanınan Ahmet bin Abdullah el-Bağdadî el-Hanefî (v. 1687) tarafından 1684 yılında gerçekleştirilmiştir. Tercümenin mukaddimesinde kaydedildiğine göre Ahmet bin Abdullah, vezir İbrahim Paşa’nın isteği üzerine Yakub Çerhî’yin tefsirini Türkçeye çevirir. Kuran’ın sadece 29. ve 30. cüzlerini kendinde bulunduran söz konusu tercüme, İbrahim Paşa’nın hoşuna gitmiş ve bu yüzden müellife Kuran-ı Kerim’in tamamını Türkçeye çevirmesini emretmiştir. Tercümede, Kadı el-Beyzâvî’yin (ö. 1286) “Envâr et-Tenzil” ve Hüseyin Vaiz el-Kâşifî’yin (1440–1505) “el-Mevâhib el-Aliyye” tefsirlerinden daha çok istifade edildiği için esere “Zübad âsar el-Mevâhib ve-l Envâr” adı verilmiştir[21].

Tefsîr-i Çerhî eserinin incelenmesi ışığında eserin başvurduğu kaynakları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  1. “Tefsîr-i Keşşâf” adıyla ele alınmış eser Mahmud bin Umar ez-Zemahşerî (ö. 538/1144) kalemine ait olup, Tefsîr-i ez-Zemahşerî olarak da anılmaktadır. Bilindiği üzere, söz konusu tefsir itikat anlamlıda mutezile görüşünü savunur. Çerhî, Keşşâf’in bu yönünü gözden kaçırmıyor. Tefsirde, sunulan mutezile talimatı akidevi konularına reddiye verir ve karşılığında ehli sünnet akidesini beyan eder. Mesela, mutezile mezhebinin veliler kerameti, dîdâr (Allah’ı ahirette görmek), sihir, şefaat konularındaki akidevi görüşlerine reddiye sunmuştur. Keşşâf’in belagat, fesahat, sarf, nahiv ve lügat konularında yararlanmıştır. Eser adı tefsirde otuza yakın yerde geçer.
  2. Şerh-i Keşşâf. Yukarıda adı gecen Zemahşerî tefsirine Seyyid Yamanî tarafından kaleme alınmış şerh olup, tefsirde iki kez bu kaynağa başvurulmuştur.
  3. Tefsîr-i Kevâşî[22] – Çerhî adını özellikle girişte andığı bu tefsir Mevkifiddin Ahmet bin Yusuf el-Kevâşî (1194–1291) tarafından telif edilmiştir[23].
  4. Tefsîr-i Teysîr – Hanefi mezhebinin yetkin isimlerinden biri Ebu Hafs Necmeddin Ömer en-Nesefî’ye (v. 1142) ait tefsirdir. Kaynaklarda tefsirin adı “Tefsîr et-Teysîr” veya “et-Teysîr fi (ilm) et-Tefsîr” olarak geçiyor. Çerhî, Teysîr müellifini açık dile getirmese de, bir yerde onu sahib-i Manzume diye anıyor[24]. Bu bilgi bizi tefsirin yazarı hakkındaki bilgiye ulaştırıyor. Zira, kaynaklarda fıkıh ilminde ilk olarak nazım türünde eser ortaya koyan Ebu Hafs Ömer en-Nesefî olup, “el-Manzûme fi’l fıkıh” ve “el-Manzûme en-Nesefiyye fi’l hilâfiyyât” eserlerinden dolayı “Sahib-i Manzûme” diye anıldığı kaydediliyor[25]. Çerhî tefsirinde Kuran kıssalarını, örneğin Ad, Lut ve Salih peygamberler ile alakalı kıssaları Teysîr’e referans olarak beyan eder.
  5. Tefsîr-i Attâbî[26] – Buharalı ünlü Hanefi fakihi Ebu Nasr (ya da Ebul Kasım) Ahmet bin Muhammed el-Attâbî (v. 1190). O fıkha ait el-Fatâvâ el-Attâbiyye adlı eseri ile tanınmış fıkıh ve tefsir alımıdır[27].
  6. Tefsîr-i Kadı Beyzâvî – Nâsiriddin Kadı Beyzâvî’ye (v.1268) ait “Envâr et-Tenzîl” ve “Esrâr et-Tevîl” adlı tefsir. Çerhî Buhara’ya gelip, Fethabad menziline yerleşince bu tefsirin mütalaasına başlar. Kendisi tefsirinde bu konuda şöyle nakletmiştir: Herat’tan Buhara’ya geldim ve Hazret al-hak ve-d-din Baharzî kabri karsısındaki Fethabad adında bir yerde bir hücreye yerleştim. Bir gece ne yapsam diye düşündüm. Rüyamda Hazret Peygamberimizi Kur’an’ı yavaş tane tane okurken gördüm. Bu işaret ile Tefsir Beyzâvî’yi okumaya başladım. Aynen bu rüya ve tefsir mütalaası onun da tefsir yazmaya ittiğini belirtiyor.
  7. Tefsîr-i Vesît – müfessir ve dilbilimci Ebul Hasan Ahmet el-Vâhidî en-Neysâbûrî’nin (1008–1076) tefsir alanındaki eserlerinden biri[28]. Ona ait “el-Vecîz”, “el-Vesît”, “el-Besît” adında 3 tane tefsiri var olduğu biliniyor[29].
  8. Tefsîr-i Basâir. Muhammed bin Mahmut el-Mervezî en- Neysâbûrî el-Gaznevî (v. 1203) “el-Basâir fi’t-Tefsîr” başlıklı Farsça tefsiri 1181 yılında yazılmıştır.
  9. Tefsîr-i Kadı Abdussamed Gaznevî. Çerhî, Burûc suresinde “Ashabı Uhdud” kıssasını bu kaynağa dayandırıyor. Kaynaklarda müfessirin “Tefsîr el-Fukahâ ve Tekzîb es-Sufahâ” ve “Tefsîrul-Kur’âni’l-Azîm” adında tefsiri var olduğu bilgisi verilmiştir.
  10. Tefsîr-i Ebu Said Hanefi. Çerhî, Kadir namazı hakkındaki rivayeti söz konusu tefsire dayandırıyor.
  11. Tefsîr-i Lisân et-Tenzîl. Kâtip Çelebi (1067/1656) Keşfüz-Zünûn’da bu eseren tefsir alanında yazıldığını belirtir, ama yazarı hakkında bilgi vermemiştir. Tabakât el-mufessirin da İbn Fazıl lakaplı Ahmet bin Ebu’l Yaman’nın “Lisan et-Tenzil” adında tefsiri olduğundan bahsediyor[30].
  12. Maâlim et-Tenzîl. Çerhî, söz konusu eseri Fahreddin er-Râzi’ye (ö. 606/1209) ait olduğunu belirtir[31] ve Miraç gecesi ile alakalı bilgileri bu kaynağa dayandırır.
  13. Tefsîr-i Ebü’l-Leys es-Semerkandî. Çerhî, Hanefi alimi Ebü’l-Leys es- Semerkandî görüşlerini getirmesi bize onun tefsirinden yararlandığı kanaatine götürür.
  14. Tefsîr-i Kuşeyrî – Çerhî, tefsir, hadis, tasavvuf ve kelam alimi Kuşeyrî’nın (ö. 465/1072) “Letaifu’l İşârât” işarı tefsiri ile de tanış olduğu kanaatine varabiliriz[32].
  15. Risâle-i Hoca Muhammed Parsa Buhârî. Çerhî, Muhammed Parsa (1345–1419) kalemine ait söz konusu eserden yararlanırken, Parsa’yı “tarikat kardeşimiz ve hazret Hocamız (yani Bahaeddin Nakşibend) yaranlarının ziyneti” diye dile alıyor. Müellif, “sırat köprüsü” tavsifini bu kaynağa dayanarak beyan eder.
  16. Tabsirat al-Adilla. Matüridiyye ekolünün yetkin şahsiyeti Ebü’l-Muîn en-Nesefî’nin (v.1114) kelama ait eseri.
  17. Kunya el-Fatâvâ. Tefsir ve Hanefi fıkhı alimi Necmeddin Muhtar bin Mahmut el-Harezmî ez-Zâhidî’ye (v. 1260) ait eser. Çerhî, bu kaynağa dayanarak zikri hafi konusundaki görüşlerini sunar. Zikri hafinin özü “Pazarlarda hafi şekilde yapılan zikri – zikirlerin en iyisidir. Bu bağlamda, pazarda gelirini sağlarken zikri hafiye meşgul olasın. Ticaret ile meşgul olmak seni Allah zikrinden alıkoymaz”. Bu cümleler öncelikle, Nakşibendiyye tarikatının “halk arasında hak ile olmak” diye nitelendirilmiş “halvet der encümen” kuralı mahiyetini açıklasa, öbür yandan tarikat çerçevesinde hafi zikir uygulandığı sonucunu verir. Meşhur ‘Dil be yâr, dest be kâr’ (“El işte, gönül yâr (Allah) ile olsun”) sloganı da aynen nu manayı barındırıyor.
  18. el-Hidâye. Fıkıh ilminin sultanı Burhaneddin el-Mergînânî (v.1197) fıkıh ilmine ait eseri.

Yukarıda anılan ve bir kısmı basılıp yayımlanan bu eserlerin bazısı kütüphanelerde yazma halinde bulunmakta ve araştırmacılar tarafından gün ışığına çıkarılarak incelenmesi beklemektedir.

Yakub-i Çerhî, Ebu Mansur el-Mâtürîdî (v. 944) tefsirinde “Hazret reis-i millet”, “Ehli sünnet ve cemaat önderi” diye tavsif ediyor. Çerhî, tefsirinde, Matüridi görüşlerini benimsemesi onun eserleri ile de tanış olduğu ve tefsirinde yararlandığı sonucunu verir. Ayrıca, tefsir beyanında ‘zukira fi’t- tefsir’, ‘der tefsir-r diğer ovarde ast’, ya da ‘bazı tefsir niz ovarde ast’ gibi cümlelerle kaynak açıkça gösterilmediği duruma de rastlanmaktadır. Müellif biz yukarıda saymadığımız başka tefsir kaynaklarına da başvurduğu kanaatini oluşturur.

Hadis kaynakları olarak, Mâverâünnehir ve Harezm tasavvufunun yetkin ismi Muhammed bin Ali el-Hekim et-Tirmizî (v.932) kalemine ait “Nevâdir et-Tirmizî”, Ebü’l-Leys es-Semerkandî’nin “Tenbîh el-Gâfilîn”, altı sahih hadisler toplamı “es-Sihâh es-sitte”, “Masâbîh” ve “Sahih Muslim” hadis kitapları kaynaklar arasında değerlendirilebilir.

Malum olduğu üzere, tasavvuf ehli şiiriyet ile ilgilenmiş ve tasavvuf gayelerinin yayılmasında nazımdan mahirane yararlana gelmişler. Mevlâna Çerhî, Tefsîr-i Çerhî’de ayetler şerhi beyanında ünlü sufî şairlerinin şiirlerinden yaralanmıştır. Mesela, Farsça şiiriyette tasavvufi ruhta gazeller telif etmiş “fahr-i arifin” adıyla ün kazanmış büyük şair Hakîm Senâî Gaznevî (v.1150), Celaleddin Rumî’nin (v. 1273) “Mesnevî-i Manevi” terkibini oluşturan mesnevilerden yararlanmıştır. Ayrica, “pir-i Herat” lakabıyla meşhur sufî Abdullah Ansârî (v. 1088), Hacegan-Nakşibendiyye tarikatı temsilcisi Hoca Ali Râmitânî (v. 1321) Farsça şiirleri, “Sultan el-Âşıkin” ve ‘Arif billah’ adlarıyla bilinen İbnü’l Fârız’in (v. 1181-1234) Arapça şiirlerinden örnekler sunmuştur. Örneğin, müellif “kaygı” sözcüğü anlamını kuvvetlendirmek için İbnü’l Fârız’den aşağıdaki şiir parçasını sunar:

وحُزني، ما يعقوبُ بثَّ أقلَّهُ، وكلُّ بلى أيُّوبَ بعضُ بليَّتي

Anlamı: Gamımın azına dayanamaz Yakup, ben uğradığım belaların bazısına uğramıştır Eyüp[33].

Ayetler tefsiri beyanında, müellif, Süfyân-ı Sevrî (ö. 161/778), Hasan-ı Basrî (v. 110/728), Zünnûn-ı Mısrî (v. 860), Yahyâ bin Muâz (v. 872), Cüneyd-i Bağdadî (v. 910), Ebu Bekir Verrâk (v. 907), Muhammed bin Tayfûr es-Secâvendî (v. 1165) dahil meşhur sufiler sözleri, yaşamlarından örnekler sunar. Ayrıca, Hacegan tarikatının müessisi Hoca Abdülhalik Gucdüvânî (v. 1179), tarikat pirleri Bahaeddin Nakşibend (1318–1389) ve Alaeddin Attar (v. 1400) öğütleri, yaşantılarına ilişkin olayları takdim eder. Çerhî, tefsirde kendi görüş ve fikirlerini “kamine derim ki”, “ben fakirin gönlüme gelen o ki” gibi mütevazi kelimeler ile sunmasıdır. Görüşü sonunda ise “vallâhu taâla a’lam” (“Allah en doğrusunu bilir”) ya da “ihtimali var” demeyi unutmuyor.

Son olarak, Yakub-i Çerhî tefsiri telifinde bu alana ait Fars ve Arap dilindeki yirmiyi aşkın kaynaklardan yararlanmıştır. Müellif en çok başvurduğu kaynaklar, tefsir mukaddimesinde kendisinin de belirttiği gibi “el-Keşşaf”, “el-Kevâşî” ve “et-Teysîr” eserlerini göstermek mümkündür. Çerhî tefsiri ortaya koymada geleneksel tefsirler yanında irfanî ve işarî tür tefsirlerden da kaynak olarak yaralanmıştır. Ayrıca, müfessir ayetleri yorumlarken, belli meseleleri açıklamak için paydaş dallar, örneğin, hadis, fıkıh, tarih, siyer, tasavvuf ve kelam konusundaki kaynaklara da başvurmuştur. Tefsîr-i Çerhî’nin muhteva ve metot acısından en çok dikkat çeken özelliklerinden biri onun tasavvufi yönüdür. Eserin ona tasavvufi ruh saran nazım parçalılarına zenginleştirildiğini fark etmek mümkündür. Tasavvufi tefsirler değişik konularda tasavvuf temsilcililerinin bakış açılarını yansıtması bakımından da önem taşır. Genel olarak, Yakub-i Çerhî, Tefsîr-i Çerhî eserini tahlil ve inceleme Nakşibendiyye tarikatı mahiyeti, kuralları ve usullerinin Kuranı kerim ayetlerine uygun olduğu incelemeye fırsat sunuyor.

 

Kaynakça

Yazma eserler

  1. Hamedanî Hacı, Tercüme-i Tefsir-i Çerhî, Özbekistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü El Yazma Eserler Fonu, Env. №7180.
  2. Mir Muhammed Fazıl Taşkendî, Tefsir-i Çerhî’yin Türkçe Tercümesi, IFEAC Kütüphanesi, Env. №137.
  3. Mir Muhammed Fazıl Taşkendî, Tefsir-i Çerhî’yin Türkçe Tercümesi, Özel kütüphane.
  4. Nasirov А., Taşkent Âlimleri ve Şairleri, Özbekistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü El Yazma Eserler Fonu, Env. №13410.
  5. Yakub Çerhî, Tefsir-i Çerhî, Özbekistan Müslümanlar İdaresi Kütüphanesi, Env. №385.

Yayımlanan kaynaklar

  1. Ahmet bin Abdullah. Zübad âsar el-Mevâhib ve-l Envâr. ISAM. №29628. Matbaa Rıza Efendi, 1875.
  2. Ahmet bin Muhammed. Tabakât el-Mufessirin. Medine: Maktaba el-ulûm ve-l hikam, 1997.
  3. Ali bin Muhammed el-Pezdavî. Usûl el-Pezdevî. – Karaçi: Matbaa Cavid Press, yayın yılı belirtilmemiştir. C.I.
  4. Alişir Nevaî, Nesayim ul-muhabbet / Mükemmel Eserler, Taşkent: Fen Yayınları, 2001. c.17.
  5. Çerhî, Tefsir-i Çerhî, ТİU Kaynaklar Hazinesi. №80, Bombey: Matbaa Kerimî, 1908.
  6. Fahriddin Ali Safî. Raşahat-u aynil-hayat / Farsçadan Hudaybergen ibn Bekmuhammed tercümesi, Hazırlayanlar M.Hasanî ve B.Umrzak, Taşkent: Ebu Ali İbn Sina Yayınları, 2004.
  7. Hayreddin ez-Ziriklî. Al-A’lâm. Beyrut: Dar al-ilm, 2002.
  8. İbn al-Farız, Divan, Beyrut: Der Sadır, 2008.
  9. İbn Hallikân. Vefayât el-âyan ve anbâi abnâi ez-zaman. Beyrut: Dar Sadir, 1994.
  10. Zahîrüddîn Muhammed Bâbür. Babürnâme. –Taşkent: Fen, 1960.

Araştırmalar

  1. Babahanov Ş., Mensur A., Nakşibend Tarikatına Ait El Yazma Eserler Fihristi, Taşkent: Maveraunnehir, 1993.
  2. Ibrohim Usmanov, Gulnoza Saidova. Yakub Çerhî Tefsirinin Türkçe Tercümesi [Tercüme-i Tefsir-i Çerhî] // İnceleme-Dizin-Tıpkıbasım. – Taşkent: 2010.
  3. Ibrohim Usmanov, Gulnoza Saidova. Mâverâünnehir Türkçe Tefsirleri Tarihinden [Tercime-i Tefsir-i Çerhî] // İnceleme-Metin tebdili-Dizin – Taşkent: Mâverâünnehir, 2012.
  4. İslam Ansiklopedisi, Taşkent: Özbekistan Millî Ansiklopedisi Yayınları, 2004.
  5. Muhammed Hamidullah, Macit Yaşaroğlu. Kuran-i Kerim tarihi ve Türkçe tefsirler bibliyografyası / Fransızcadan çeviren Mehmet Sait Mutlu. – İstanbul: Yağmur Yayınevi, 1965.
  6. Paul Y. Doktrina i organizatsiya Hadjagan-Nakşbandiyya v pervom pokolenii posle Baha’ad-dina / Per. S nem. N.Leygnera // Sufizm v Sentralnoy Azii (zarubejnıye issledovaniya), Sankt-Petersburg, 2001.
  7. Razzakova M., Mevlâna Yakub Çerhî, Taşkent: Muharrir Yayınevi, 2013.
  8. Sobraniye vostoçnıh rukopisey, №7180 / Pod red. Urinbayeva i L.Yepifanovoy, Taşkent: Fen Yayınları, 1964.
  9. Storey Ch.A. Persian literature: a bio-bibliographical survey. – London: Luzac & Co., 1927.
  10. Umurzakov B. Tefsiri Bahr. -Taşkent: Taşkent İslam Üniversitesi, 2010.

 

 

 

 

[1]Çerhî, Tefsir-i Çerhî, ТİU Kaynaklar Hazinesi. №80, Bombey: Matbaa Kerimî, 1908, s.2. (Bundan sonra Tefsir-i Çerhî).

[2] Mir Muhammed Fazıl Taşkendî, Tefsir-i Çerhî’yin Türkçe Tercümesi, Özel kütüphane. 1б.

[3] Hamedanî Hacı. Tercüme-i Tefsir-i Çerhî, Özbekistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü Yazma Eserler Fonu, Env. №7180, 1б. (Bundan sonra: Tercüme-i Tefsir-i Çerhî).

[4] Zahîrüddîn Muhammed Bâbür. Babürnâme. –Taşkent: Fen, 1960. –S.195.

[5] Tefsir-i Çerhî. – S.98.

[6]Fahriddin Ali Safî. Raşahat-u aynil-hayat / Farsçadan Hudaybergen ibn Bekmuhammed tercümesi, Hazırlayanlar M.Hasanî ve B.Umrzakov, Taşkent: Ebu Ali İbn Sina Yayınları, 2004, s.99.

[7]Ali Şir Nevâî, Nesayim ul-muhabbet / Mükemmel Eserler, Taşkent: Fen Yayınları, 2001, c.17, s.273–274.

[8] Razzakova M., Mevlâna Yakub Çerhî, Taşkent: Muharrir Yayınevi, 2013, s. 29; 78

[9] Tercüme-i Tefsir-i Çerhî, 140а.

[10]İslam Ansiklopedisi, Taşkent: Özbekistan Millî Ansiklopedisi Yayınları, 2004, s.283.

[11]Bakınız: Babahanov Ş., Mensur А., Nakşibend Tarikatına Ait El Yazma Eserler Fihristi, Taşkent: Mâverâünnehir, 1993, s.16–21.

[12]Paul Y. Doktrina i organizatsiya Hadjagan-Nakşbandiyya v pervom pokolenii posle Baha’ad-dina / Per. S nem. N.Leygnera // Sufizm v Sentralnoy Azii (zarubejnıye issledovaniya), Sankt-Petersburg, 2001,s.121.

[13] Ayrıntılı bilgi için bakınız: Ibrohim Usmanov, Gulnoza Saidova. Mâverâünnehir Türkçe Tefsirleri Tarihinden [Tercime-i Tefsir-i Çerhî] // İnceleme-Metin tebdili-Dizin – Taşkent: Mâverâünnehir, 2012.

[14] Muhammed Parsa Tefsirinin Yazması Özbekistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü Yazma Eserler Fonu, Env. №2180 numarayla korunur, 237 yapraktan oluşur.

[15] Camî Tefsirinin “Tefsir-i et-Te’evvuz ve-l-Fatiha ve-t-tesmiyye adlı 5 yapraktan ibaret el yazma, Özbekistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü El Yazma Eserler Fonu, № 8415, Kaf suresinin Kuran’ın sonuna kadar tefsiri (96 yapraktan ibaret) №2702 numarası altında korunmaktadır.

[16] Babahanov Ş., Mensur А., Nakşibend Tarikatına Ait El Yazma Eserler Fihristi, Taşkent: Mâverâünnehir, 1993, s.19–21.

[17] Storey Ch.A. Persian literature: a bio-bibliographical survey. – London: Luzac & Co., 1927. – P.9.

[18] Tefsir-i Çerhî’yin Türkçe Tercümesi, IFEAC Kütüphanesi, Env. №137.

[19] Söz konusu el yazma IFEAC kütüphanesindeki el yazmadan kapsamı (128 yaprak), tefsir edilen sure sayısı ve tertibi ile farklılık taşır.

[20] Nasirov A, Taşkent Âlimleri ve Şairleri, s.803. Özbekistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü Yazma Eserler Fonu.

[21] Zübad âsar el-Mevâhib ve-l Envâr. ISAM. №29628. Matbaa Rıza Efendi, 1875. – S.3. Ayrıca bakınız: Muhammed Hamidullah, Macit Yaşaroğlu. Kuran-i Kerîm tarihi ve türkçe tefsirler bibliyoğrafyasi / Fransizcadan çeviren Mehmet Sait Mutlu. – Cağaloğlu–Istanbul: Yağmur Yayinevi, 1965. –S.119.

[22] Eser adi yazmada bu sayfalarda geciyor: 1б, 2а, 27б-28а, 37б, 52б, 54б, 69б, 102б, 110а, 120а, 155б, 186а, 187б, 188б, 192б.

[23]Ayrıntılı bilgi için bakınız: Hayreddin ez-Ziriklî. Al-A’lâm. Beyrut: Dar al-ilm, 2002. C. I. –S.274; İbn Kadı. Tabakat eş-Şafiiyye. Beyrut: Alem el-Kutub, 2007. C.II. –S.130.

[24] Tefsir-i Çerhî. – S.140.

[25] Ali bin Muhammed el-Pezdavî. Usûl el-Pezdevî. – Karaçi: Matbaa Cavid Press, yılı gösterilmemiştir. C.I. – S.366.

[26] Tefsîr-i Çerhî. – S. 230; 238.

[27] Ayrıntılı bilgi için bakınız: Hayreddin ez-Ziriklî. Al-A’lâm. Beyrut: – Dar al-ilm, 2002. C. I. –S.21.

[28] Ayrıntılı bilgi için bakınız: Hayreddin ez-Ziriklî. Al-A’lâm. Beyrut: – Dar al-ilm, 2002. C. I. –S.255; İbn Hallikân. Vefayât el-âyan ve anbâi abnâi ez-zaman. Beyrut: Dar Sadir, 1994. C. III. –S.303.

[29] El-Vesit fi-t Tefsir’in 1141 tarıhınde istinsah edilen nüshası Özbekistan Bilimler Akademisi Şarkşinaslık Enstitüsü Yazmalar Fonunda №3156 numara altında, El-Vecîz fi-t Tefsir’in 1487 tarihinde istinsah edilen nüshası №6349 numara altında bulunduğu tespit edilmiştir. Bakınız: Umurzakov B. Tefsiri Bahr. -Taşkent: Taşkent İslam Üniversitesi, 2010. -S.420.

[30] Ahmet bin Muhammed. Tabakât el-Mufessirin. Medine: Maktaba el-ulûm ve-l hikam, 1997. -S.264

[31] Tefsir-i Çerhî. – S.177.

[32] Kanaatimiz kanıtı olarak Tefsir-i Çerhî’de Kuşeyrî’den alıntıyı tefsiri ile mukayese edilebilir: Ebdulkerim el-Kuşeyrî. Latâif el-İşârât. -Mısır: El-Hay’a el-Mısrıyya, 1981. C.I.-S.49.

[33] Bu şiir parçası Aşk meyi ile gözümü eyledi serap başlığı altında ‘Nazm es-Suluk’ adıyla anılmış olup, İbn Fârız’ın ‘Devan’ içerisinde bulunuyor. Bakınız: İbn al-Farız. Divan. – Beyrut: Dar Sadir, 2008. – S.47.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.