Çarlık Dönemi Rusyası’nın Türkistan Milli Değerlerini Yağmalama Siyaseti

Çarlık Dönemi Rusyası’nın Türkistan Milli Değerlerini Yağmalama Siyaseti

Fayzullakhon Otakhonov (İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tarih Bölümü Doktora Öğrencisi)

 

Özet

Sömürgeci devletlerin şöyle bir politikası vardır, işgal ettikleri topraklardaki halkların tarihi ve kültürünü yok etmek, hatıralardan silmek, geçmişini kötü olarak göstermek ve böylelikle eskisinden daha güzel bir hayat vadetmektir. Çarlık Rusyası da müstemleke ettiği Türkistan’da aynı siyaseti yürüttü. Türkistan halklarına yakın geçmişteki Hanlıklar dönemini ve daha önceki tarihi iptidai bir şekilde gösterdi, tarihini unutturdu, kültürünü aşağıladı. Elbette bu iş kolay olmadı, uzun süre yürüttüğü bir siyasetle yeni nesiller üzerinde yaptığı propaganda ve eğitim çalışmalarıyla zihinleri değiştirmeye çalıştı. Daha sonra onları istediği gibi yönetti. Makalemizde Çarlık Rusya’nın bu sonuca gelebilmek için yaptığı çalışmaları, halkı geçmişinden ayırmak için yürüttüğü siyaseti yani Türkistan’ın milli zenginliklerini ele geçirme politikasını inceledik. Rus bilim adamları ve siyasetçilerin bu maksatla yaptıkları çalışmalarını, malzeme arama ve ele geçirme yöntemlerini ve bunları Rus müzelerine gönderme çabalarını birkaç örnek vererek araştırdık.

Anahtar kelimeler: Çarlık Rusya, Türkistan, Türkistan Genel Valiliği, Milli Zenginlikler, Müze.

 

The Policy of Tsarist Russia to Capture Turkistan National Values

Abstract

Colonial states have a policy that is to destroy the history and culture of the state and peoples, to show their past as backward, and thus promise a better life than they have before. Tsarist Russia tried to carry out the same policy in Turkestan. It described the former Khanate period and the history before it as dark ages to the people of Turkestan, made them forget their history, insulted their culture. Of course, this job was not easy. As a result of long-term systematic policy, it tried to change the minds of, especially the new generation, and then ruled them as it wanted. In our article, we try to examine the studies of Tsarist Russia to reach this results, the policy to separate the people from her past, that is, her policy of seizing Turkistan’s national wealth. We have explored the work of Russian scholars and politicians in this way, the methods of searching and seizing materials, and the efforts to send them to Russian museums, with a few examples.

Keywords: Tsar Russia, Turkestan, General-Governorship of Turkestan, National Values, Museum.

 

Giriş

Türkistan stratejik yönden ulaşımı kolay bir coğrafi yerleşime sahiptir. Bunun yanında verimli topraklara, maddi kaynaklara ve manevi değerlere sahip, doğuya açılan bir kapı hükmünde olması sebebiyle sömürgeci devletlerin hedefinde olmuştur. Çarlık Rusya 19.yüzyılın ortalarında Türkistan’ı işgal ettikten sonra ülkenin bütün zenginliklerini başkent Petersburg’a taşımaya başladı. Sadece maddi değil milli değerlerini de ele geçiriyorlardı. Rusya çok iyi biliyordu ki, müstemleke ettiği halkın milli bilincini ele geçirmeden ve halkı milli değerlerinden uzaklaştırmadan orada rahat hüküm süremeyecek; otoritesini kuramayacaktı. Milli değerler: halkın tarihi, dili, kültürü ve özlüğünü yansıtan tüm unsurlar demektir. Kendi dilini ve tarihini unutan bir milleti idare etmenin kolay olduğunu iyi bilen Çarlık Rusyası, Türkistan’ın en önemli değerlerine dökündü, halkı geçmişinden koparmak istedi, değerleri değersiz göstermeye çalıştı. Bu yolda öncelikle milli değerlere karşı yağmalama politikası yürüttü.

Rus Çarlığı Türkistan’ı işgal etmeden önce oranın tüm maddi değerlerini ele geçirme ve ülkesine götürme planı yapmıştı. Rusya hükümeti Türkistan hanlıklarıyla hem ticari hem siyasi ilişkiler kurmak için gönderilen elçilik heyetlerinde ve ticaret kervanlarında özel vazifeli kişiler bulunuyordu. Bunlar Türkistan’da bir casus olarak faaliyet gösterdiler. Casuslar arasında Rus şarkiyatçı alimler de vardı ki onlar eski yazma kaynaklar, arşiv belgeleri, arkeolojik buluntular, eski sikkeler, kıymetli madenler ve diğer milli-kültürel eşyaları araştırıyorlar, listesini oluşturuyorlar ve rapor halinde Rus hükümetine sunuyorlardı. İşgal sırasında Rus ordusunda her birlikte bir şarkiyatçı bilim adamı bulunuyor ve eskiden oluşturulan listelere dayanarak işbu alimler bu değerli eşyaları bu sefer güç kullanarak veya ucuz fiyata alarak ele geçiriyorlardı.

Hive’ye karşı saldırı sırasında Türkistan Genel Valisi Fon Kaufman’ın, yanında Aleksandr Kun da bulunuyordu. Şarkiyatçı Kun, Hive’den yazma eserler ve arşiv belgelerinden oluşan büyük bir koleksiyonu ele geçirmişti. 300 tane asıl yazma eser, sikke kalıpları, çeşitli mühürler toplamını, Hive Hanı tahtını, 172 tane Cuci Ulusuna ait sikkeyi, Hanlığın sikkeleri, çeşitli etnografik eşyalar, kadın ve çocuk giysileri, altın ve gümüş takılar, süsler ve benzeri diğer eşyaları Petersburg’a göndermişti[1]. Hive’nin tarihi binalarından koparılan duvar seramikleri, Semerkand’dan ele geçirilen 15 kutu arkeolojik buluntu, Şehrisebz’den alınan iki kutu kitap ve Taşkent’in mimari anıtlarından olan bir kutu da Kun’un gönderdiği eşyalar arasında yer alıyordu. Aleksandr Kun Hive’de yaptığı çalışmalarından dolayı devletten takdir almış ve Türkistan Genel Valiliği’nin eğitim işlerinden sorumlu Baş Danışmanı olarak tayın edilmiştir[2].

 

Aleksandr Kun, (1840-1888)

 

Çarlık Rusyasının 30 yıl devam eden Türkistan’ı işgal süreci Akmescit kalesinin alınmasıyla başlayıp 1882 yılı Türkmen topraklarının tamamının işgal edilmesiyle sona ermişti. Bu yıllar içerisinde sadece halk yağmalanmadı, belirttiğimiz gibi milli değerlere de büyük zarar verildi. Götürülebilen her şey götürüldü, götürülemeyenler harabe hale getirildi. Rus askerleri gittikleri yerde değerli eşya olan her şeyi halktan zorla alıyorlardı. Bu yağma çoğu zaman düzensiz bir şekilde gerçekleşiyor, kaydı yapılmıyor, tasnif edilmiyordu. Olayları kendi gözleriyle gören bir kişi Samarkand garnizonu komutanına ait odaların tümünün değerli eşyalara dolu olduğunu şöyle tarif etmiştir: “Yer ve duvarlar halılarla doluydu, büyük geniş odalardaki halılar sayısız sayıdadır. Her yerde milli seramik ürünleri, süslü kılıçlar, dubulgalar (kask), savutlar, sürahiler, Çin seramikleri ve başka diğer eşyalar karışık tarzda yerde yatıyordu[3].

Çar memurları, yetkililer, komutanlar ve tüccarların Türkistan’ı yağmalayıp para kazanmak için birbirleriyle yarışa girdiklerini de söyleyebiliriz. Onlar hiçbir resmi karar ve talimat olmadan hareket ederlerdi. Mesela Kun, Türkistan Genel Valiliği’nin Zerefşan Valisi General Abramov’a yazdığı mektupta Yarbay Serov‘u şikayet ediyor. Onun Buhara’da ele geçiren eski altın sikkeleri çok pahalı fiyata satmak istediğini bildiriyor. Buna karşın Abramov ise yetkililerin özel mülkünün dokunulmaz olduğunu bahane ederek bu işe karışmaması gerektiğini söylüyor[4]. Çünkü Abramov’un kendisi de ve başka komutanlar da bu işi yapıyorlardı.

 

Aleksandr Abramov (1836-1886)

 

Özellikle Türkistan Genel Valisi Fon Kaufman’ın da değerli eşyalardan oluşan özel koleksiyonu vardı. General Çernayev ise kılıçlara düşkün birisiydi. Koleksiyonunda Taşkent’te kendisine karşı savaşıp şehit olan Molla Alimkul’un kılıcı ve silahları da vardı. Bununla beraber Dimeşk ve Horasan’ın özel süslenmiş kılıçları da koleksiyonunda yer alıyordu. Kaufman ele geçirdiği ganimetlerle Rusya’daki müze ve kütüphaneleri doldurmakla beraber kendi koleksiyonunu da zenginleştiriyordu. Yedisu vilayeti Valisi oranın vefat eden Sultanına ait eşyalarını Petersburg’a gönderilmesi için önce Taşkent’e, Kaufman huzuruna gönderilmişti. Eşyalar arasında hükümdarın bayramlık özel kiyafetleri, koşum ve eğeri, silahları, altın süslü dubulgası, değerli taşları ve daha birçok kıymetli eşya vardı. Kaufman bunlar içinden yedi tane eşyayı seçip komisyona verdiğinde bunlara 1710 ruble fiyat biçilmiştir. Buna rağmen 750 rubleye hepsini kendisi satın almış ve müzelere göndermemişti[5].

Milli değerlere karşı acımasızca talana şu hadiseyi örnek olarak verebiliriz: 1895 yılında yapılan Veselovski önderliğindeki heyet Emir Timur türbesindeki oyma kapıyı kopararak Petersburg’a göndermişti.

 

Nikolay Veselovski (1848-1918)

 

Türbenin batı tarafındaki kapı ise bilinmeyen kişiler tarafından çalınıp Avrupaya satılmıştı. Şimdi bu kapı Londra’daki Victoria ve Albert müzesinde bulunuyor. 1903 yılında Peterburg’un emriyle türbenin penceresi koparılıp gönderilmişti. 1905 yılında ise türbeye yine büyük bir zarar verildi. Türbedeki “Cihangir Emir Timur Koragani kabri, Allah onu rahmet etsin ve yeri Cennet olsun” yazılı mezar taşının bir kısmı çalınıp İstanbul’a gönderildi. İstanbul’da bu taşı Berlin Friedrich Müzesi müdürü 10 bin franka satın almıştır. Bundan sonra nasıl bir ticari yol izlediyse şimdi bu taş Ermitajda bulunmaktadır[6]. Halkın milli değerlerinin bu denli yağmalanması, medeniyetinin ve  kültürünün önemsenmediğinin örnekleri oldukça fazladır. Sömürgeciler halk ve onun kültürel zenginliklerini çaldılar ve çok ciddi şekilde zarar verdiler ve yok ettiler. Onların amacı zengin olmak ve böyle bir kültürü ortaya çıkaran halkı ise fakirleştirmekti.

 

Ermitaj Müzesinde bulunan Emir Timur türbesinin kapısı

 

1870 yılından sonra Türkistan’a sadece Rusya değil diğer ülkelerin görevlileri de kültürel zenginlikleri ele geçirmek için gelmeye başladılar. Bunlar arasında İngiliz Skyler, Fransız Uyfalvi ve Castanyen’ler vardı. Uyfalvi kendi koleksiyonunu Trakado sarayı Etnografya Müzesine vermişti. Onunla beraber olan eşi Maria Uyfalvi Burdon 1880 yılında seyahat eserini Paris’te yayınlamıştı. Bu seyahat eserinden değerli eşyaları ele geçirmek için acımasızca davranıldığını öğrenebiliriz. Maria’nın sözlerine göre, Ahmet Yesevi türbesindeki duvar desenleri ve seramikler koparılarak kutulara doldurulmuştu. Semerkand’da ise daha ne yaptığının farkında olmayan çocuklara para verilerek tarihi bina duvarlarındaki desenler baltayla vahşilerce kopartırmış ve 7 kutu özel süslenmiş desenli seramiklerle doldurulmuştu[7]. Bu seyyahlar nereye gitseler oranın tarihi binalarına ciddi zarar veriyorlardı. 1894-1895 yıllarında Fransız tüccarların sponsorluğunda Semerkand’a gelen Shafan, arkeolojik çalışmalar yürütmüştü. Kendi ifadesine göre, kazılardan elde ettiği buluntuları Paris’teki Asya Etnografya Müzesine teslim etmişti[8]. Amatör arkeolog Castanyen de Türkistan’ın çeşitli yerlerinde kazı işlerini yürüterek kendi koleksiyonunu oluşturmuştu. Masson onu amatör değil Türkistan’ın eski mimari tarihini iyi bilen uzman olarak tarif etmişti. Castanyen daha sonra koleksiyonunun bir kısmını Ermitaj Müzesine, 500’a yakın eşyayı Türkistan müzesine vermiş, en büyük kısmını ise Paris’e götürmüştü[9].

1890-1900 yıllarında Rusya’nın Türkistan’da milli ve kültürel zenginliklerini yağmalama siyaseti planlı şekilde yürütülmeye başlandı. Bu tarihlerde Müze yönetimleri de ayrıca bu işlerle ilgilenmeye başladı. Her müze aç kurt gibi Türkistan’a koştu, ne varsa ele geçirme peşinde oldular. Rusya Akademisi’ne bağlı olan Antropologiya ve Etnografya Müzesi “Turkestanskie Vedemosti” gazetesi 1895 yılında müzenin satın alabileceği eşyalar listesini ilan etmişti[10]. Bu gibi ilanlar sonrası mahalli yetkililer şehir şehir, köy köy gezerek bu eşyaları bulup müzelere satmışlardı. Daşkovski Etnografya Müzesi de Türkistan’da arama çalışmalarında aktif rol oynamıştı. Müze kendi bütçesiyle uzman Bobrinski’yi Buhara’ya göndermişti. O Buhara’da büyük miktarda arkeolojik ve etnografi zenginlikleri, çeşitli nakışlı kumaşları, yün dokuma ürünlerini götürmüştü[11]. Yine bunun gibi başka müzeler mesela, Moskova’daki El Sanatları Müzesi, Petersburg’daki Ştiglits Resim Okulu içindeki müze de kendi uzmanını Türkistan’a göndermişlerdi. Onlar 14. 15. yüzyıla ait Türkistan desen örnekleri, alçı ve ahşap oymacılık sanatı örneklerini ele geçirmişlerdi[12].

 

Şeyh Nurettin Beşir Türbesi (Semerkad) 20. Yy. Başları 

 

Çarlık Rusyası 19.yüzyılın sonuna gelindiğinde Türkistan’ın medeni, kültürel zenginliklerini ele geçirmek için değişik yöntemler kullanmaya başladı. Çeşitli bahanelerle düzenlenen sergiler aracılığıyla bu gaspı gerçekleştiriyordu. Bu işleri Türkistan Genel Valisi bizzat kontrol ediyordu. Buhara ve Hive Hanlıkları’na kendi vekillerini göndererek sergiye iştirak etmeleri için zorluyordu. Hanlığın hazinesinden gelen eşyalardan bazılarını seçilip sergi sonrası geri verilmeyerek Rusya İlimler Akademisi Asya Müzesine ve Ermitaj Müzesine teslim edilirdi. 1874 yılında Kaufman, Asya Müzesine Hive’den alınan 329 adet eşyayı hediye etmişti. 1900 yılında Hanlıklar Paris’te düzenlenen uluslararası bir sergiye iştirak ederler. Buhara Emirliği hazinesinden 300’den fazla asli eşya ki Buhara zanaatkarlarının ortaya çıkardığı ince çalışmalar idi; Avrupalılar Buhara ürünlerinin güzelliği, kıymeti, ince işçiliğine hayran kaldılar çünkü orada özel taşlarla süslenmiş silahlar, eğerler, kuyumculuk ürünleri, altın iplerle dikilen kıyafetler de sergileniyordu. Böyle sergilerden en büyüğü 1909 yılında Taşkent’te de düzenlendi. İşbu sergiye Buhara ve Hive Hanlığı iştirak etmişti. Sergideki “Emirin Hazinesi” bölümü katılımcıların dikkatini çekmişti[13]. Türkistan Genel Valiliği düzenlenen sergiler vasıtasıyla Buhara ve Hive zenginliklerini öğreniyor ve sonra her türlü yola başvurarak bunları ele geçiriyordu. Yani sergi bu bir tuzaktı. 1876-1888 yıllarında tüm bölgede 7 tane sergi düzenlenmişti. 1911’de sadece Taşkent’te 13, 1912’de 2, 1915’te 2, 1916’da 1 tane sergi gerçekleşmişti. Buhara ve Hive Hanlıkları, 1870-1913 yılları arasında tüm Rusya Valiliklerinin iştirak ettiği sergilere 7 defa, uluslararası sergilere ise 10 defa katılmıştı[14].

 

1909 yılında Taşkent’te gerçekleşen sergi

 

Türkistan mimari anıtları yıllar geçince kötü hale gelmeye başladı. Buna karşılık devlet önlem almıyordu. 1909 yılında Vyatkin, Semerkand’ın tarihi binalarını gözden geçirirken bir çok yerin çökmeye başladığını fark etti ve hükümete para ayırarak tamir yapılması gerektiği bilgisini verdi. Buna karşılık Türkistan Genel Valisi Samsonov’un yargıcı cevaben: “En iyisi bu anıtların ordu yardımıyla tamamen yıkılması… Ne kadar çabuk yıkılırsa o kadar Rusya bu baş ağrısından kurtulmuş olur”[15].

Veselovski’nin Semerkand’da yaptığı çalışmalar sonucu ele geçirdiği mezar taşları, Bibihanım Camisi ve Uluğbey medresesi duvarlarından koparılan süslü seramik ve desenli fayanslardan oluşan 9 kutu, Emir Timur ve Yesevi türbelerindeki altın ve gümüşten yapılan avizeler, silahlar bugün Ermitaj Müzesinde sergilenmektedir[16]. Ermitaj Müzesinde Türkistan’a ait sikkelerin çoğunu Veselovski’nin koleksiyonundan verdiği parçalar teşkil etmektedir. 1883 yılında Ermitaj’a 1168 tane eski altın ve gümüş sikke teslim etmiştir. Sikkelerin en eskisi Yunan Baktriya dönemine ait olup en yenisi 17.yüzyıla kadar geliyordu. Veselovski Semerkand’lı Mirza Buhari’den 1202 tane değerli eski sikke ve mührü satın almıştı. Onlardan 10 tanesi Yunan Baktriya dönemine ait olup 7 tanesi de Afrasiyab’dan çıkarılmıştı.

Mirza Buhari’nin Veselovski’ye sattığı sikkeleri haricinde 5700 üründen oluşan koleksiyonu da vardı. Bunlar tamamıyla Rusya Arkeoloji heyeti tarafından satın alınmıştı[17]. Veselevski tarafından Türkistan’da toplanan antik dönem anıtları listesinde Fergana, Toytepa, Afrasiyab, Buhara, Semerkand ve Ahsi şehirlerinden alınan eşyalar vardı. Listedekiler arasında Yunusov, Hoca Kuyumcu, Mirza Buhari, Akram Askarov ve başka kişilerin özel koleksiyonları da bulunuyordu.

 

Rusya’nın Yekaterinburg şehrindeki müzede sergilenen Emir Timur türbesinin kubbesinden koparılan bir parça

 

Leningrad Müzesi’nde Araştırma Görevlisi olan S.Dudin birkaç defa Türkistan’a gelerek mimari anıtların fotoğrafını çekmiş ve araştırmalar yapmıştı. Bunun sonucunda çok sayıda seramik, porselen örneklerini Petersburg’a götürmüştü. Şimdi Ermitaj Müzesi’nde Dudin tarafından getirilen Semerkand’ın en eski çömleklerinden 3 binden fazla parça bulunmaktadır[18]. L.Borşçevski de yüksek kıymette bir koleksiyon toplamıştı. O koleksiyonundaki ürünlerin çoğunu Hafız isimli kişinin çocuklarından satın almıştı. En eskisi milattan önceye ait olan Yunan-Baktriya dönemi eşyaları bu koleksiyonda yer almaktadır. Yine Moğollar ve özellikle Timurlular dönemi malzemeleri de vardır. Borşçevski kendi koleksiyonunun Semerkand’da kalmasını isteyip müzeye 1800 rubleye satabileceğini belirtip yetkililere müracaat ettiğinde Vali Vrevski buna kesinlikle karşı çıkmıştı. Sonra bu koleksiyonunu Fransız tüccar Mancini’ye satmaya mecbur kalmıştır[19].

“Turkestanskie Vedemost” gazetesinde 1910 yılı 162. sayısında Türkistan’ın meşhur türbelerinden çalınan eşyalar konusunda makale yayınlanmıştır. Makalede Timur türbesine ait iki resim paylaşılıyor, birincisi türbede hırsızlık gerçekleşmeden önce çekilmiş, ikincisinde ise sonraki hali görülüyor. Türbedeki Uluğbey mezarı başındaki uzunluğu ortalama 70 cm olan taş çalınmış olarak görünmektedir. Daha sonra bu taşı arama çalışmaları yürütüldü ama bir sonuç çıkmadı. Birçok kimse Almanya’da olduğuna dair tahminlerde bulunuyordu. 1905 yılında da türbenin dış tarafından bir mermer parçası çalınmıştı. Yıllar sonra bu parça Almanya’da ortaya çıktı. Bu mermerin Semerkand’a yani türbeye geri getirilmesi gerekiyorken

n Rusya Arkeoloji heyetinin hareketleriyle Rusya’ya götürüldü. Aynı yıl Ahmed Yesevi türbesindeki Timur’un hediye ettiği şamdanlardan biri de çalındı ve bu da 5 yıl sonra dünya müzelerinden birisinde ortaya çıktı. Yesevi türbesindeki büyük kazan ve diğer şamdanlar 1936 yılında Petersburg’da düzenlenen uluslararası bir sempozyumda sergilenmek üzere getirildiğinde geri verilmedi. Bunları Ermitaj müzesine vermek istediler ancak halkın ciddi şekilde karşı çıkması sonucu 1989 yılında kazan Yesevi türbesine geri getirildi ancak şamdanlar müzede kaldı.

 

Yesevi türbesine ait şamdan (Fransa Louvre Müzesinde bulunmaktadır)

 

Sonuç

Çarlık Rusyası hükümeti talimatıyla Türkistan’daki yetkililer Rusya’daki Ermitaj, İmparatorluk Halk Kütüphanesi (Rusya İlimler Akademisi Asya Müzesi) ve önemli ilmi merkezler için kültür ve sanat eserleri, tarihi ve değerli malzemeleri topladılar. Onların ilgilendiği malzemeler şunlardı:

1) Türkistan Genel Valiliğinin emriyle Rus şarkiyatçı bilim adamları bölgedeki en eski ve orijinal yazma eserler ve arşiv belgelerini ele geçirmeyi planladılar.

2) Tarihi binaların duvarlarındaki yazılı ve desenli seramikleri (kâşınlar), ince ve nefis çalışılmış duvar resimlerini acımasızca kopardılar.

3) En ilgilendikleri alan arkeolojik buluntular olmuştu. Kazı işlerinde bulunan sikkeler, çömlekler, bronz ve bakır ürünlerle Rusya müzelerini doldurmuşlardı.

4) Halkın evinde bulunan ve dedelerinden miras kalan çeşitli metallardan yapılan desenli ibrikler, kazan, tabaklar, camlar, halılar ve başka ürünler.

5) Yerli halkların topladığı koleksiyonları da Rus yetkilileri çeşitli yollarla ele geçirdiler.

6) Rusya’nın saldırısı sırasında Han ve Beklerin sarayındaki herşey Rus müzeleri için malzeme oldu.

7) Rusların ilgilendikleri başka bir şey de etnografik malzemelerdir. Şarkiyatçılar Türkistan halklarının giysilerini, baş giyimlerinden ayakkabıya kadar her şeyi müzelere gönderdiler.

Rus yetkililerin bu gibi eşyaları Türkistan halklarından toplamaları kolay olmamıştır. Halk kendi değerlerine sahip çıkmıştır, Ruslara vermemeye çalışmıştır, direnmiştir. Türkistan’ın Rus valileri buna karşılık güç kullanarak, zülüm ederek ve çeşitli yollarla bunları ele geçirmiştir. Kimin elinde değerli eşya varsa bunun haberini alan Türkistan Genel Valiliği, İl Valisine hemen bunların ele geçirilmesi talimatını verirdi. O da emrinde olan kişilere söyleyerek bu değerler Rusların eline geçmesini sağlamıştır. Ekim devriminden sonra Türkistan hanlıklarının tüm hazineleri, hanlık Beklerinin, yüksek makamdaki kişilerin, tüccarların mülklerine tamamen el konuldu. Trenle Moskova’ya, Petersburg’a götürüldü. Yani, Rus hükümetinin Türkistan’ı yağmalama politikası Sovyet döneminde de devam etti veya bazı alanlarda daha da arttığını bilmekteyiz.

Gerek Çarlık Rusyası döneminde gerek Sovyet zamanında, Türkistan’dan Rusya’ya gönderilen manevi ve maddi tüm zenginlikler Türkistan halkının mülküdür. Bu mülkler zorla ele geçirilmiştir. Sonuçta Rus yetkilileri zenginleşmiştir. Rusya’nın müze ve kütüphaneleri bu yolla dolup taştı ve Türkistan gittikçe fakirleşti. Zaman geldi ve geçti. Şimdi Türkistan devletleri bağımsızdır ve kendi mülküne sahip çıkmalıdır. Rusya da bu zenginlikleri asıl sahibine geri vermelidir.

Kaynakça

Alimova, D. (Ed.). Mustabid Tuzumning Özbekiston Milli Boyliklarini Talaş Siyosatı: Tarih Şohidligi va Sabokları, Taşkent: Şark, 2000

Berdimurodov, A. Toptalgan Meros, Fitna Sanatı, cilt.2, Taşkent, 1993

Berdimurodov, Toptalgan Meros, Özbekiston Adabiyoti va Sanatı, 1990 yıl 3 Ağustos sayısı

Bobrinski, A. Ornament Gornih Tadjikov Darvaza, St.Petersburg, 1900

Çabrov, G. Vistovoçnaya Rabota v Turkestanskom Kraye, Taşkent, 1960

Gartveld V. Putevie Oçerki Turkestan’a, Moskova, 1914

Gorşenina, S. Stranniy Arheolog Costanye, Zvezda Vostoka, 1996

Lunin, B. Srednaya Aziya v Dorevolyutsionnom i Sovetskom Vostokovedenii, Taşkent: Fan, 1965

Lunin, B. (ed.) İstoriografiya Obşestvennih Nauk v Uzbekistane, Taşkent, 1974

Polovsev, A. Zametki o Musulmanskom İskustve / Stari Godi, 1913

Sadikova, N. Muzeynoe Delo v Uzbekistane, Taşkent: Fan, 1975

Şişkin, V. K İstorii Arheologiçeskogo Muzeya Samarkanda i Ego Okrestnostey / Afrasiyap, Cilt 1., Taşkent, 1969

Turkestanskiy Vedemosti, Taşkent, 1895

 

[1] Sadikova, N. Muzeynoe Delo v Uzbekistane, Taşkent: Fan, 1975, s.31.

[2] Lunin, B. Srednaya Aziya v Dorevolyutsionnom i Sovetskom Vostokovedenii, Taşkent: Fan, 1965, s. 116.

[3] Alimova, D. (Ed.). Mustabid Tuzumning Özbekiston Milli Boyliklarini Talaş Siyosatı: Tarih Şohidligi va Sabokları, Taşkent: Şark, 2000, s.328.

[4] Alimova, Mustabid.. s. 328.

[5] Berdimurodov, A. Toptalgan Meros, Fitna Sanatı, cilt.2, Taşkent, 1993, s.139.

[6] Alimova, Mustabid.. s.328.

[7] Alimova, Mustabid.. s.345.

[8] Şişkin, V. K İstorii Arheologiçeskogo Muzeya Samarkanda i Ego Okrestnostey / Afrasiyap, Cilt 1., Taşkent, 1969, s.39-40

[9] Gorşenina, S. Stranniy Arheolog Costanye, Zvezda Vostoka, 1996, sayı 3., s.156.

[10] Turkestanskiy Vedemosti, Taşkent, 1895, 64.sayı.

[11] Bobrinski, A. Ornament Gornih Tadjikov Darvaza, St.Petersburg, 1900.

[12] Polovsev, A. Zametki o Musulmanskom İskustve / Stari Godi, 1913, Ekim sayısı.

[13] Alimova, Mustabid..  s.347.

[14] Çabrov, G. Vistovoçnaya Rabota v Turkestanskom Kraye, Taşkent, 1960.

[15] Gartveld V. Putevie Oçerki Turkestan’a, Moskova, 1914, s.131.

[16] Berdimurodov, Toptalgan Meros, Özbekiston Adabiyoti va Sanatı, 1990 yıl 3 Ağustos sayısı.

[17] Alimova, Mustabid..   s.350.

[18] Lunin, B. (ed.) İstoriografiya Obşestvennih Nauk v Uzbekistane, Taşkent, 1974, s.169.

[19] Alimova, Mustabid..   s.351

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.