Reşid Nebiyev’in “Hokand Hanlığı Tarihi – Hüdayar Han’ın Feodal Tarımı” Kitabı Üzerine Bir Tahlil

Feyzullah ATAHAN *

Hokand Hanlığı Tarihinden
Reşid Nebiyev, İz İstorii Kokandskogo Hanstva – Feodalnoy Hozyaystvo Hüdayar Hana (Hokand Hanlığı Tarihi – Hüdayar Han’ın Feodal Tarımı) Fen Yayınları, Taşkent 1973, 387 syf.

***

Bu çalışma, 19. yüzyılın 40.-70. yılları Hokand Hanlığı’nın sosyal-ekonomi ve siyasi tarihinden bahsediyor. Bu kitap, tarihi yazmalara ve arşiv belgelerine dayanarak yapılmış bir araştırmadır. Araştırmada Han’ın kendisine ve Saraya ait menkul ve gayrımenkul mülkler ve onlara sahip olma işlemleri, devlete ait yerlerde çiftçilik yapma usülleri, hanlığın tarım yapısı ve yönetim sistemi anlatılıyor.

Kitabın giriş kısmında (5-28. sayfalar) yazar araştırma yapmak ve bilgi edinmek için birkaç yerde çalıştığını söylüyor. Reşid Nebiyev 1958 yılı Petersbug şehrindeki Saltikov Şedrin kütüphanesine (Şimdi Rusya Milli Kütüphanesi) gittiğini, Kazan Üniversitesi, Orenburg, Ufa, Astrahan, Özbekistan Devlet Arşivleri ve Al-Beruni Şarkşinaslik Enstitüsü kütüphanelerindeki kaynaklardan istifade ettiğini anlatıyor ve ardından Hokand Hanlığı tarihiyle ilgili ana kaynakları ve arşiv belgeleri sıralayıp tek tek analiz ediyor.

Eserin birinci bölümünde (29-95. sayfalar); Hokand Hanlığı 19. yüzyıl ikinci yarısı siyasi tarihi, Hanlıkda Kıpçakların güçlenme sebepleri, Hüdayar Han’ın üç defa tahta çıkışı ve hüküm yılları, kardeşleri Malla Han, Sultan Said Han dönemindeki siyasi olaylardan ve saray hayatından bahsediliyor.

Kitabin ikinci bölümü (96-133. sayfalar) Hokand Hanlığının son hükümdarı sayılan Hüdayar Han dönemindeki devlet tarımından elde edilen gelirler hakkındadır. Devlet hangi yerleri satabiliyor, emlak sahibi olmanın şartları, toprağın yerleşim yerine göre fiyatının artması, mülk sahibi olunduğuna dair verilen belge, toprak alım satımından devlet hazinesine gelen paralar, toprak için ödenen vergilerin bilgisi veriliyor. Hanlık sahip olduğu bazı toprakları uzun vadeli kiraya da verebiliyor. Çiftçi o topraklardan elde ettiği gelirden devlete de bir hisse ödemiştir. Müellif bu bilgileri arşiv belgeleriyle göstermiştir. Kitabın son kısmına bu belgelerin bazılarını ilave etmiştir.

Bir sonraki bölüm (133-162. sayfalar) Hanlık topraklarının genişlemesi, hangi Han döneminde hangi yerlerin elde edildiği, buralar hakkında bilgiler anlatılıyor. Yerler üç çeşit oluyordu: düz, ormanlık ve bataklık alanlar. Buraların yaşanacak hale getirilmesi, köyler oluşturulması, insanları buralara yerleştirmek ve bunun karşılığında devlet hazinesine ödenen vergi miktarları söyleniyor. Yerli halktan bazı kişilerin devletten, yaşamaya daha uygun olan yerleri isteyip kiraladığını görüyoruz. Devlet tarafından bu işleri yöneten “Qoruqçi (Korukçi)”, “Sarkar” gibi mensebe kimlerin atandığı, hangi toprakların hangi Korukçilere ait olduğu ve oralardan toplanan vergilerden bahsediyor.

Orta Asya hükümdarları açık alanlarda av yapmayı çok severlerdi. Hokand Hanlarının da yılın dört mevsimi av yapma törenleri oluyordu. Hanlığın av yapmak için özel yerleri vardı. Hükümdarın, avcılık işlerini yapan özel görevlileri, ava çıkılmadan önce her şeyi hazırlıyordu. Han’ın ava çıkması bir tören gibi oluyordu. Han ailesi, devlet mülazımları ve av işinde görevlendirilen tüm insanlar Han ile birlikte ava çıkıyorlardı.

Hokand Hanlarının özel arazileri hakkındaki bilgiler kitabın dördüncü bölümünde (163-196) veriliyor. Her zaman Hanların kendine ait yerleri olmuştur. Oradan gelen gelir sadece Han ailesine aitti. Genelde Hanlar av yapmak için kendi arazileride yapmayı tercih ederlerdi. Hüdayar Han’ın Hanlık teritörisi sınırları içerisinde beş sarkarlık yeri (küçük şehirler) vardı. O yerlerin yönetimini Hüdayar Han’ın kendisi yapardı. Mesela Oş, Asaka, Ozgen şehirleri. O yerlerde yaşayan halk, dükkanlar, tarla sahipleri Han’a kira öderdi. Han da kendi şehirlerini geliştirmek için oralarda medrese, cami, pazar, kanallar inşa ederdi.

Bir sonraki bölümde (197-227. sayfalar) Hanlık sınırları içerisindeki önemli olan şehirlerin kentselleşmesinden bahsediliyor. Buraların gelişmesinde tarım büyük rol oynamıştır, ticaret ve sanayi de bunun üzerine kurulmuştur. Tekstil sanayisinin gelişmesi, fabrikaların inşa edilmesi, kervansaray ve pazarların artması büyümesi, komşu devletlerle ticaret hakkında önemli bilgiler veriliyor.

Hokand Hanlığında inşaat işleri, Cami ve medreseler kurulması, inşaat için gerekli malzemeler, iş gücü ve onlara verilen maaşlar, bir bina için harcanan yatırım ve diğer bilgiler arşiv belgeleri ışığında veriliyor. Hüdayar Han’ın kendi sarayının inşa edilmesi ve onunla ilgili her husus belirtiliyor.

“Han Tarımı Yönetimi” adlı altıncı bölümde (228-247. sayfalar) Hokand Hanlığı, tarım sistemine geçmeden önce 15. yüzyılda yaşayan Ubeydullah Ahrar’ın (1403-1491) sınırsız arazileri üzerindeki yönetiminden bahsediliyor. Onun 1300’dan fazla arazisinin olduğu söyleniyor. Büyüklüğüne göre her birine bir “Sarkar” görevlendiriliyordu. Mesela ona ait Karşı, Cizzah, Şiraz şehirlerindeki araziler, sarkarlar tarafından yönetiliyordu. Buralardaki bütün haklar onlara verilmişti. Sarkarlar halk ve özellikle çiftçiler arasındaki itirazları önlemek, bu yerlerden gelen gelirin hesabını vermek ile görevliydiler. Bu yönetim sistemi Hokand Hanlığıda da aynı şekilde devam etmiştir. Sarkarlık sistemi Hanlıkda hem tarımda hemde endüstri-ticari ilişkilerde önemli rol oynuyordu. Sarkarlar bu yerlerde büyük kiracı gibiydiler. Vergi topluyorlar, zanaat teşkilatları ve büyük feodal yerleri yönetiyorlardı. Hayvancılıkla ilgili işler, inşaat işleri, halkı ve halkın mülklerini askerliğe seferber etme yetkisine sahiptiler. Han’a ait yerlerindeki sarkarlar bizzat Han’a, Hanlığa ait yerlerindeki sarkarlar o bölgedeki Beklere itaat ediyorlardı.
“Hanlık tarımında zorla çalışma” başlıklı yedinci bölümde (248-258. sayfalar) halkın çeşitli işlerde (binaların inşa edilmesi, yüksek mertebeli devlet memurlarının tarımda çalıştırdıkları mevsimlik işçiler, kamu dairelerdeki işler) mecburi iş gücü ile işleyen yerler hakkında bilgiler veriliyor. Böyle toplumsal çalışmalara “Haşar” deniliyordu. Zorlu haşarlar genelde ağır işlerde oluyordu. Mesela Hokand Hanı Ömer Han (1810-1822) Namangan bölgesindeki Yeni Arık kanalının kazılması için Fergana Vadisi halkında her aileden bir kişiyi bu işte 15 gün çalıştırmıştı. Haşar işlerinde işçilere günlük ücret ödendiği söylenir. Haşar işleri, Han’ın emriyle veya bölge Beki, Hanlık tarım idaresi, inşaat görevlileri, resmi yetkililerin (Sarkar, Toksaba, Dadhah, Mirza) talimatlarıyla oluyordu.

Bu bölümde Hanlıkta özellikle Hüdayar Han döneminde haşar yoluyla hangi işlerin yapıldığını, bu işlerde işçilerin sayısı, onların maddi durumu, işe göre ücretlendirmeler, bazen halkın hükümete karşı yaptığı protestolar, haşarda meydana gelen kazalar, bu işlerde kimlerin görevlendirildiği konularında önemli bilgiler veriliyor.
Hanlık Hazinesi maliyesi elimizdeki kitabın sekizinci bölümünde (259-273. sayfalar) anlatılıyor. Hanlık hazinesinin başında Mehtar (Maliye Bakanı) bulunuyordu. Hazine giderlerinin büyük bir kısmı Hanlık askeri işlerine harcanıyordu. Askerler barış döneminde Beklik’lere bağlı oluyor ve yaşadıkları yerde hiçbir vergi ödemiyor ve Hanlıktan maddi destek alıyordu. Hüdayar Han askeri reformlar yapmış, asker sayısını arttırmış, ordunun güçlenmesi için hazineden çok para harcamıştır. Onun İstanbul’dan çok sayıda silah satın aldığı ve askeri eğitim için İngiltere, Afganistan, İstanbul’dan subaylar getirttiği ana kaynaklarda söylenmiştir. Yazar bu bölümde Rus şarkşinası Aleksandr Kun’un arşivinden istifade ederek Hüdayar Han dönemi askerlerinin Koşbeginden başlayıp (ordu komutanı) piyade askerlere kadar herkesin maaşları, onlara verilen silahlar, atlar, giysilerin ücretleri, savaşlarda gıda için harcamalar cedvel şeklinde ayrıntılı bir şekilde vermiştir.

Ayrıca Hanlık hazinesinin gider harcamalarının yazıldığı defterin örneğiyle, askeri işler haricinde, binalar, medreseler, camiler, saraylar, bahçeler, yol ve köprülerin inşa edilmesi, arık ve kanalların kazılması ve başka önemli işler için harcanan paraların listesi, hangi iş için ne kadar para ve zaman harcandığı, kimlere ne verildiği hakkında ayrıntılı bilgiler veriyor. Devlet tasarrufundaki teşkilatlar, kurumlar ve oralarda çalışan işçilerin maaşları hakkındakı bilgiler de bu bölümde yer alıyor.

Kitabın elli sayfası notlardan oluşuyor. Bu da bu çalışmanın ne kadar bilimsel olduğunu ve yazarın ana kaynaklara önem verdiğini gösteriyor. Bu araştırma tamamen yazma eserler ve arşiv belgelere dayanmıştır. Yazar her verdiği bilgiye bir kaynak göstererek fikrini sağlamlaştırmıştır. Notlar bölümünün ardından yazar, kullandığı arşiv belgelerinden bazılarını örnek olarak sunmuştur. Faksimilesi ve yazma eserlerden konuya dair parça metinleri ilave etmiştir.

Bu çalışma yazarın bir kaç yıl üzerinde çalıştığı doktora tezinin mahsulüdür. Sovyet döneminde bizi tarihimiziden ayırıp, onu bize yanlış gösteren; dedelerimiz kurduğu devletlerin cahil bir toplum olduğunu bize zorla anlatmaya çalışan bir devirde bu araştırma ortaya çıkmıştır. Reşid Nebiyev Hokand Hanlığı örneğiyle tarihte Orta Asya devlet yapısı ve devlet geleneğinini ne kadar sağlam olduğunu göstererek Sovyet siyasetine karşı dik durabilmiştir.

* İstanbul Medeniyet Üniversitesi,Tarih Bölümü Doktora Öğrencisi, MAMER Akademik Kurul Üyesi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*