Ebul Hasan en-Nedvi’nin Arakan Müslümanlarına Yaptığı Konuşma

Tercüme eden ve hazırlayan: ADİL HAMİD*

Myanmar, Hindiçin (Çinhindi) yarımadasında bulunan en büyük ülkedir. Hindistan, Bengladeş, Çin, Laos ve Tayland komşu ülkeler olup ülkenin yüzölçümü 677.000 km², nüfusu 53,582,855 (2017 y.), resmî olarak adı Pyidanungzu Myanma Naingngandaw (Myanmar Birliği), başşehri Yangon’dur.

Müslümanlar Myanmar’da dinî azınlık olup nüfusu 4% ‘ü (1.960.000) teşkil eder. Çoğunluk olarak Bangladeş’in güneydoğusuna bitişik olan Arakan dağlık bölgesinde yaşarlar.
Myanmar tarihine bakılırsa yakın zamana kadar bu ülke Çinhindi yarımadasının en zengin ikinci ülkesiydi. Ticaret, siyaset ve birçok önemli mevkiler Müslümanların elindeydi. Memleket İngiliz ve Japon işgaline uğraması sonucu, yerli olmayan Hinduların bölgeye göç etmelerinin teşvik edilmesiyle birlikte sosyal yapı bozuldu.
Günümüzde Myanmar Müslümanlarının başına gelen musibetten haberdar olmayan kişi yoktur. Bugünü anlamamız için tarihe bakmamız lazım . Tarihten doğru ders almayan yanlışları tekrarlar.

Bu kısa bir makalemiz Myanmar tarihi hakkında değildir ancak Myanmar Müslümanlarına hitap eden bir tarihi konuşma hakkındadır. Biz size bu konuşmayı tercüme ederek hizmetinize sunmak isteriz .
Ebü’l-Hasan Nedvi 1961 yılında Myanmar’a ilmi ve irşadi bir sefer yapmış, seferinde Myanmar Müslümanlarına çok önemli tavsiyelerde bulunmuştur. Bu tavsiyelerinin önemini anlamak ve onu değerini bilmek için günümüzde Myanmar Müslümanları başına gelenleri görmemiz yeterlidir. Nedvi’nin tavsiyeleri aslında bir uyarı idi… Ama bunu Myanmar Müslümanları ne kadar dikkate aldılar maalesef bilmiyoruz? Bu tarihi öneme ve değere sahip olan sohbet, takriben kırk dakikadır. Nedvi sohbetine dünya, devlet, makamın bir su gibi olduğunu ifade ederek başlıyor:

“Ancak ve ancak Allah bâkîdir, kalıcıdır. Allah yolunda yapılan hizmet, davet ve irşat kalıcıdır. Şu anda büyük bir fırsat sahibisiniz. Eğer ticaretiniz ve işinizden vakit ayırarak Allah yolunda davet ve irşat için vakit verirseniz Allah bu dünyada sizler için bir devlet verir ahirette ise cennet verir. Eğer böğle yapmazsanız, davet ve irşat için vakit ayırmazsanız, şunu iyi bilin ki bu memleket sizlere dar gelir, yaşayamazsınız. Ben bunu sizlere siyasi bir insan olarak değil, belki Allah’ın her bir Müslümana verdiği basiret ile söylüyorum. Eğer dininiz için vakit ayırmazsanız, eğer dininize davet için vakit ayırmazsanız bu memlekette yaşamanız zor olacaktır. Eğer davet ve irşat etmezseniz bilin ki öyle bir zaman gelir; ne sizin ticaretiniz mahfuz kalır, ne dükkânınız emniyeti kalır. Herhangi bir memlekette Müslümanların emniyette olmaları için tek şart onlar dinleri için mücahede etmeleridir, dinlerini sağlam ve güçlü yapmalarıdır. O zaman Allah Teâlâ o Müslümanları korur ,yardım eder ve kimse onlara bir şey yapamaz.

Birkaç gündür Myanmar’dayız. Burada öncelikle yapılması gereken iş, dininizin güçlenmesidir. En çok ihmal edilen husus budur! Herkesin meydanlarda on sene, yirmi sene ilamı yayacağına dair için söz vermesi lazımdır. Müslümanların imanlarının ve amellerinin düzelmesi ve iyileşmesi için çalışmaları lazımdır. Bu husus her bir Myanmarlı Müslümanın vazifesi ve borcu olmalıdır. Şu andan itibaren herkes bu mesuliyeti üzerine almalıdır. Eğer şimdi bu mesuliyeti üzerinize almazsanız, dininiz için çalışmazsanız sizlere hiç kimse yardım etmeyecek, hiçbir yerden yardım gelmeyecektir. Şu anda iktidarda olan hükümetiniz tarafsızdır. Hükümet Budist te değildir Müslüman da değil… Bugünün farzı dininiz için çalışmaktır. Bunu anlamanız gözünüzü biraz açmanız lazım ki bu memlekette İslamsız yaşamanız bu memlekette İslamsız kalmanız mümkün değildir. Her bir Müslümanın gerçek bir Müslüman olması, İslam’ın güçlenmesi, İslam’ın yayılması en ehem farzdır… Eğer Myanmar Müslümanları hakiki birer Müslüman olurlar ise; herhangi bir tufan, herhangi bir zelzele Müslümanları yerinden hareket ettiremez. Herkesin gerçek birer Müslüman olması için çalışmalısınız, hareket etmelisiniz, ilamı yaymalısınız, İslam için yayılmalısınız! Her bir şehir, her bir köy, her bir mahalleye gidiniz İslam mesajını ulaştırınız, kelime-i tevhidi ilan ediniz, İslam medeniyeti ve ahlakını açık açık anlatınız. Yaşam tarzınızı İslam’a uygun yapmalısınız, hatta isminizi de İslam’a uygun koymalısınız, “müşriklerin adet ve hurafatlarından uzak durun!” diye herkesi davet ediniz. Müşrikane hurafe, müşrikane rüsum, müşrikane amel yapmak Müslümanın ölümüdür. Bunlar Müslüman için sanki zehirden de tehlikelidir. Şirk ve küfür nefretini kalplerine yerleştiriniz. Umarım ki benim bu sözlerimi unutmayacaksınız… Çok çok zor günler geliyor.

Ey kardeşlerim, İslam medeniyeti ve ahlakını, tevhidi Myanmar’ın ücra köşelerine kadar götürün, çocuklarınızı okutun, eğitim verin. İsmini bile duymadığınız köye giderek Müslümanlığını unutan, dinini unutan kardeşinize kim olduğunu hatırlatın “sen Müslüman olarak bu dünyaya geldin, Müslüman olarak gitmelisin” diye hatırlatın.
Şu anda bunları yapmaya vaktiniz var, fırsatınız var. Ama şu an için olsa bile az bir fırsat var. Bu fırsat ne zamana kadar olur belli değil? Eğer sizler bu vakti, bu fırsatı iyi değerlendirip istifade eder ve çalışırsanız İslam baki kalır. İslamın güçlenmesi ve yayılması için Allah yardımcı olacaktır. Ve İslam’ın bereketi ile namusunuz korunur, hanımlarınız, çocuklarınız emniyette olur, ticaret ve işleriniz daha ileri seviyelere gelir. Allah Teâlâ sizlere bu memlekette izzet ve şeref verir. İktidarda olan hükümet Allah’ın dinine hizmet etmeniz ve onu yaymanız için bir hayırdır.

Eğer benim elimde olsaydı, ben büyük bir şey söylemiyorum, iki-üç ay için değil, üç-dört sene için iş yerlerinizin, dükkânlarınızın kapılarına kilit asar, hepsini kapatırdım, kapılarını mühürlerdim! Ve herkesi toplar “yapacak olan tek işiniz hidayet için, tebliğ için dağılınız” derdim. Yemek yoksa açlığa tahammül ederek, elbiseniz yırtılırsa dikerek on sene sadece ve sadece tebliğ çalışmasını yapınız.
Sizin memleketinizin durumu çok hassastır ama şu anda bir sorunla karşı karşıya değilsiniz. O yüzden aranızdaki tüm ihtilafları bitiriniz. Ne kadar cemaat varsa, onların aralarında ihtilaf etmeleri haramdır. Ne yazık ki iki milyon nüfus sahibi olan Müslümanlar arasında ihtilaf yayılıyor, Müslümanlar İslam dinini bırakarak mürted oluyor, putperestliği tercih ediyorlar, Hristiyan dinine geçiyorlar. Pekçok yerde dinden çıkma yayılıyor diye haberler geliyor. Bu ne demektir? Bu çift sorumluluk demektir. Birincisi kendi din kardeşleriniz için üzerinizdeki sorumluluk ise, ikincisi vatandaş gayri Müslim kardeşleriniz için üzerinizdeki sorumluluktur. Onlar aynı havadan nefes alan, aynı sudan içen, aynı toprak üzerinde yürüyen gayri Müslim vatandaş kardeşlerinizdir. Allah Teâlâ sizleri bu memlekette yaşamanızı istedi, yarın kıyamet günü her bir kardeşiniz hakkında sorulacaksınız.
Peygamberlerin davet çalışmalarının önemini, ümmeti Muhammed’in peygamberlerin davetinin devam ettirmesi gereken bir ümmet olduğunu, artık peygamber gelmeyeceğini unutma! Belki buraya (Myanmar’a) İslam daveti için sadece 18 kişi gelmiş olabilir ama onların davet bereketi ile şu anda Myanmar’da 1,8 milyon Müslüman var. Allah Teâlâ bu 1,8 milyondan nasıl davet ettiğini, ne yapması gerektiğini muhakkak soracaktır. Arkadaşlar, sizler için budur çalışma meydanı!

وَفِي ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ
“İşte ona imrensin artık imrenenler”

Bu davet meydanında bir birinizi geçmek için yarışmanız lazım.
Eğer sen kendi amel defterinde İslam terakkisine hisse kattığını yazdırmışsan, senin amel defterinde birkaç kişinin İslam’ı kabul ettiği yazılmışsa ve bu memlekette İslam yayılsa, senin bu amellerinin karşılığı çok büyük olacaktır.
Muînüddîn el-Çiştî , Nizâmüddîn Evliya ve Mevlana İlyas çalışmaları neticesinde yüzbinlerce insan İslama girmişse, dine yakınlaşmışsa onların mükafatının ne kadar büyük olduğunu (kıyamet günü) gördüğünüzde şaşar kalırsınız”

diyerek Nedvi sohbetini bitirir.

Ben öyle bir konuşmadan sonra yorum yapmaya kalkamam, yorumu size bırakırım. Mevlana Şeyh Ebu’l-Hasan Nedvi hakkına Yüce Allah’tan mağfiret ve raf-i derecât dilerim. Myanmar Müslümanlarının en kısa zamanda huzura ulaşmaları için dua ederim.

(*) MAMER Akademik Kurul Koordinatörü, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi, İLAM Araştırmacı ve Eğitimci.

yakın konu

yorumlar

.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.